Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu marjında gerçekleştirilen yoğun diplomasi trafiğinin ardından New York’tan ayrılmaya hazırlanan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin küresel ölçekte yürüttüğü dış politika hamlelerine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen temasların merkezinde, Gazze’de yaşanan insani dramın sonlandırılması ve İsrail’in bölgedeki yayılmacı politikalarına karşı uluslararası toplumun harekete geçirilmesi yer aldı. Fidan, Türkiye’nin sadece bir gözlemci değil, krizlerin çözümünde katkısı aranan ve sözü dikkatle dinlenen bir aktör haline geldiğini vurguladı.
İsrail’in yalnızlaşması diplomatik çabaların sonucu
Bakan Fidan, İsrail’in uluslararası arenada giderek daha fazla yalnızlaştığına dikkat çekerek, bu durumun tesadüf olmadığını belirtti. Türkiye’nin müttefikleriyle birlikte yürüttüğü koordineli diplomasinin, İsrail’in kural tanımaz eylemlerine karşı ciddi bir baskı unsuru oluşturduğunu ifade eden Fidan, artık bu saldırıların karşılıksız kalmadığını ve ağır bedelleri beraberinde getirdiğini söyledi. Uluslararası Adalet Divanı ve diğer hukuki süreçlerin de etkisiyle İsrail’in daha önce alışık olmadığı bir yaptırım iklimiyle karşı karşıya kaldığını belirten Fidan, Türkiye’nin insan vicdanı merkezli politikasının küresel çapta karşılık bulduğunu dile getirdi.
Bölgesel krizlerde diplomasi önceliği
New York’taki temasları süresince 40’tan fazla ikili ve çok taraflı görüşme gerçekleştiren Dışişleri Bakanı, Filistin meselesinin yanı sıra Körfez’deki gerilimler ve bölgesel güvenlik konularını da masaya yatırdı. İran ile ABD arasındaki gerilimin çatışmaya dönüşmemesi için diplomatik kanalların açık tutulmasının hayati önem taşıdığını belirten Fidan, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın aşılması için yürütülen çabaların devam ettiğini aktardı. Ayrıca, Mekke İttifakı çerçevesinde kurumsallaşma çalışmalarının hız kazandığını ve genel sekreterlik atamasının kısa süre içinde tamamlanacağını duyurdu.
Irak’ta yeni dönem: Terörle mücadele ve askeri varlık
Terör örgütü PKK’nın tasfiyesi konusunda Irak hükümetiyle yürütülen iş birliğine de değinen Fidan, Bağdat yönetiminin ülkedeki tüm silahlı grupları silahsızlandırma hedefini desteklediklerini belirtti. Özellikle Sincar bölgesindeki terör varlığının sona ermesiyle birlikte, Türkiye’nin Irak’taki askeri varlığını kademeli olarak azaltma ve sonlandırma yönünde bir iradeye sahip olduğunu açıkladı. Başika Üssü’nün terörle mücadele amacıyla kurulduğunu hatırlatan Fidan, hedeflenen güvenlik ortamı sağlandığında Türkiye’nin bu konudaki tasarrufunu hayata geçireceğini ifade etti. Türkiye’nin bu süreçteki kararlı duruşunun, bölgesel istikrarın tesisi için kritik bir adım olduğu vurgulandı.