Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine toplantısı için Malazgirt Zaferi'nin 955'inci yıl dönümü etkinliklerinin yapıldığı Ahlat'a gitti. Toplantının ardından kameraların karşısına geçen Erdoğan'ın gündeminde hem iç politika hem de bölgesel gelişmeler vardı. Ama asıl vurgu, geçtiğimiz hafta Meclis'ten geçen yasaydı.
Meclis'teki uzlaşı sürece nasıl yansıdı?
Erdoğan, Meclis'te 467 evet oyuyla kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'u "tarihi bir mutabakat" olarak nitelendirdi. Bu oylamayla birlikte Terörsüz Türkiye sürecinin güven tazelediğini ve ciddi güç kazandığını belirtti. Erdoğan'a göre, farklı siyasi partilerin aynı paydada buluşması, demokrasiyi güçlendirecek ve sivil siyasetin kapasitesini artıracak. Bu tablo, Türkiye'nin vesayet dönemi tortularından kurtulması için de yeni adımların habercisi.
Sürece destek veren de karşı çıkan da tarihe hesap verecek
Cumhurbaşkanı, sürecin hassasiyetine dikkat çekti. Herkesi daha özel bir dil kullanmaya çağırdı. Özellikle medyaya yüklendi. Daha fazla reyting uğruna bu süreci enfekte etmeye kimsenin hakkı olmadığını söyledi. Çünkü bu mesele sadece hükümetin meselesi değil; 86 milyonun ortak meselesi. Erdoğan, sürece katkı sunanların tarihin yeniden inşasında rol sahibi olacağını, süreci dinamitleyenlerin ise tarih karşısında mesul olacağını ifade etti. "Herkesi çözümün bir parçası olmaya çağırıyorum" dedi.
Dış politikada yeni mesajlar var mı?
Erdoğan, Türkiye'nin bölgesel barış vizyonunun bazı çevreleri rahatsız ettiğini söyledi. Son dönemde kendisine ve Türkiye'ye yönelik kampanyaları, bozulan planların bir yansıması olarak değerlendirdi. "Biz bakkal dükkanı değil, dünyanın en büyük ülkelerinden birini yönetiyoruz" diyerek eleştirilere yanıt verdi. Türkiye'nin ne ilkelerinden ne de ulusal çıkarlarından taviz vereceğini, bölgesinde barış için mücadeleye devam edeceğini kaydetti. Erdoğan, geceyi Ahlat'ta geçirecek ve sabah Malazgirt'teki etkinliklere katılacak.