Türkiye Büyük Millet Meclisi, 28'inci dönem 5'inci yasama yılına oldukça kritik mesajların verildiği bir açılışla girdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un daveti üzerine Genel Kurul'a girişinde milletvekilleri tarafından ayakta karşılanırken, muhalefet kanadında dikkat çeken anlar yaşandı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve yeni parti genel başkanı Özgür Özel'in de aralarında bulunduğu bazı isimlerin ayağa kalkmaması, siyasi atmosferin gerginliğini gözler önüne serdi. İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından Özel ve beraberindeki milletvekillerinin Genel Kurul'dan ayrılması, yeni dönemin siyasi rekabetin ötesinde bir kutuplaşma ile başladığı yorumlarına neden oldu. Ancak Erdoğan, kürsüye çıktığında bu gerginliği aşan bir vizyon ortaya koyarak, Türkiye'nin artık eski usul siyasetle yoluna devam edemeyeceğini ilan etti.

Kutuplaşma siyasetinin raf ömrü doldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının merkezine Türkiye'nin iç huzurunu ve toplumsal barışını koydu. Siyasetin bir yıpratma savaşına dönüştürülmesinin vahim bir hata olduğunu belirten Erdoğan, iktidar karşıtlığı üzerine kurulu cephe siyasetinin artık miadını doldurduğunu ifade etti. Farklı fikirlerin Türkiye'nin zenginliği olduğunu ancak her partinin önceliğinin Türkiye olması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, Türkiye merkezli bir siyaset anlayışının şart olduğunu dile getirdi. Geçmişte yaşanan sokak hareketleri, gençlerin düşmanlaştırılması ve komşuların birbirine nefretle bakması gibi acı tecrübelerin Türkiye'ye yıllar kaybettirdiğini hatırlatan Erdoğan, bu süreçte kazananın sadece Türkiye'nin hasımları olduğunu belirtti. Artık Türkiye'nin kaybetmeye tahammülü olmadığını söyleyen Erdoğan, kutuplaşmayı merkeze alan eski tarz yerine mutabakat içinde rekabeti esas alan yeni bir siyaset tarzını hakim kılacaklarını duyurdu.

Terörsüz Türkiye ve iç cephenin tahkim edilmesi
Konuşmasında terörle mücadele konusuna da geniş yer ayıran Erdoğan, terörün Türkiye'nin enerjisini tüketen ve kaynaklarını heba eden bir engel olduğunu belirtti. Son 42 yılda terörle mücadele için harcanan trilyonlarca doların ve kaybedilen gençlerin altını çizen Erdoğan, bugün terörün bitme noktasına geldiğini ve örgütün silah bırakma kararı aldığını açıkladı. Meclis'te 467 kabul oyuyla sergilenen tarihi mutabakatın, Türkiye'nin dostlarını sevindirirken hasımlarını hayal kırıklığına uğrattığını ifade eden Erdoğan, bu süreci iç cephenin tahkim edilmesi olarak tanımladı. Terörsüz, çatışmasız ve kavgasız bir ortamda, sorunların karşılıklı saygı ile tartışılmasının demokratik kapasiteyi güçlendireceğini belirten Erdoğan, bu iklimin yeni ve sivil bir anayasa için en uygun zemini oluşturduğunu savundu.

Sivil anayasa ile vesayet mimarisine son
Erdoğan, konuşmasının son bölümünde yeni anayasa vurgusunu daha da derinleştirdi. Mevcut anayasanın 12 Eylül darbecilerinin imzasını taşıdığını ve bunun Türkiye için bir ayıp olduğunu belirten Erdoğan, bu gölgenin kaldırılmasının Türk demokrasisinin rüştünü ispat mücadelesi olduğunu söyledi. İlk dört madde ile ilgili tavırlarının belli olduğunu hatırlatan Erdoğan, yeni anayasa hedefinin üretilmiş korkuların esiri haline getirilmemesi gerektiğini ifade etti. Toplumu bir tehdit alanı olarak gören vesayetçi anlayışın reddedilmesi gerektiğini savunan Erdoğan, sivil anayasanın kutuplaşma siyasetinin değil, mutabakat içinde rekabeti esas alan yeni siyasetin eseri olacağını belirtti. Konuşmasının ardından muhalefet sıralarına yönelen Erdoğan, DEM Parti Eş Genel Başkanları, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile tokalaşarak Genel Kurul'dan ayrıldı. Bu tokalaşma, yeni yasama yılında siyasi nezaketin ve mutabakat arayışının bir işareti olarak değerlendirildi.