İklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini en uç noktada yaşayan Pasifik ülkesi Tuvalu, bugünlerde uluslararası diplomasinin en kritik gündem maddelerinden biri haline geldi. Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da gerçekleştirilecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı öncesinde, hazırlık süreçlerini yöneten COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, bölgeye gerçekleştirdiği ziyarette çarpıcı gözlemlerde bulundu. Dokuz mercan adasından oluşan ve yaklaşık 10 bin kişilik nüfusuyla varoluşsal bir tehditle karşı karşıya olan bu küçük ada ülkesi, küresel ısınmanın yarattığı deniz seviyesi yükselmesi nedeniyle topraklarının büyük bir kısmını kaybetme riskiyle karşı karşıya bulunuyor.
Felaketin merkezinde yerinde inceleme
Bakan Murat Kurum, beraberindeki heyetle birlikte Tuvalu'da yürütülen Kıyı Uyarlama Projesi'ni bizzat yerinde inceledi. Geleneksel törenlerle karşılanan Kurum'a, yükselen sulara karşı geliştirilen karasal ıslah çalışmaları ve güneş enerjisi yatırımları hakkında detaylı teknik bilgiler aktarıldı. Sosyal medya üzerinden yaptığı değerlendirmelerde, iklim değişikliğinin sadece bir istatistik değil, bir halkın geleceğini tehdit eden somut bir gerçeklik olduğunu vurgulayan Kurum, bilim insanlarının ve yerel halkın yaşadığı endişeleri doğrudan dinleme fırsatı bulduğunu ifade etti. Tuvalu'nun sesini Fiji'deki ön görüşmelerden başlayarak Antalya'daki ana zirveye kadar taşıyacaklarını belirten Bakan, bu ülkenin yaşadığı dramın COP31'in temel gündemlerinden biri olacağının altını çizdi.
Yüzde 95'i sular altında kalabilir
Bilimsel veriler, Tuvalu için oldukça karanlık bir tabloyu işaret ediyor. Uzmanların tahminlerine göre, 2100 yılına gelindiğinde ada topraklarının yüzde 95'inin sular altında kalması bekleniyor. Bu durum, sadece bir toprak kaybı değil, aynı zamanda devlet statüsünün de sona ermesi anlamına gelebilecek bir felaket senaryosunu beraberinde getiriyor. Halkın yaşam alanını korumak adına Avustralya ile Kasım 2023'te imzalanan Falepili Birliği anlaşması, bu çaresizliğin bir yansıması olarak öne çıkıyor. Anlaşma, her yıl 280 Tuvalu vatandaşının Avustralya'ya göç ederek eğitim, çalışma ve kalıcı ikamet hakkı kazanmasını sağlayarak, bir nevi iklim göçü mekanizması oluşturuyor. Tuvalu'nun yanı sıra Fiji, Vanuatu, Küba, Jamaika ve Maldivler gibi pek çok ada ülkesi de benzer hassasiyetlerle mücadele etmeye devam ediyor.
Diplomasinin hazırlık aşaması: Pre-COP
Dünyanın en kapsamlı iklim organizasyonu olan COP zirveleri öncesinde düzenlenen Pre-COP toplantıları, ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarını gidermek ve ana zirveye zemin hazırlamak amacıyla kritik bir rol oynuyor. Bu yılki süreçte, Avustralya'nın müzakere başkanlığında yürütülen hazırlıklar, Pasifik ada ülkelerinde yoğunlaşıyor. Türkiye'nin Batı Avrupa ve Diğerleri grubu adına ev sahipliğini üstlendiği COP31, iklim değişikliğinin en kırılgan noktalarına odaklanan bir eylem gündemiyle şekilleniyor. Okyanuslar ve denizlerin korunması, bu gündemin en öncelikli on temasından birini oluştururken, Tuvalu'nun durumu bu kırılganlığın en somut ve acı örneği olarak zirve müzakerelerinde merkezi bir yer tutmaya devam edecek.