Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki grup toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasının merkezine Ortadoğu'daki çatışma ortamını ve Türkiye'nin bu süreçteki olası rolünü alan Hatimoğulları, özellikle Yemen ve Suudi Arabistan arasındaki gerilimin siviller üzerindeki ağır faturasına dikkat çekti. Savaşın kazananının olmadığını ve en büyük bedeli masum insanların ödediğini belirten Hatimoğulları, bölgedeki her iki tarafa da başsağlığı dileklerini ileterek, sivillerin hedef alınmasının kabul edilemez bir durum olduğunu ifade etti.
Diplomasi mi, askeri müdahale mi?
Türkiye'nin bölgeye asker gönderme tartışmalarını değerlendiren Hatimoğulları, bu tür adımların çatışmaları derinleştireceği uyarısında bulundu. Mekke Anlaşması'nın henüz hukuki bir zemine oturmadığını ve meclis süreçlerinin tamamlanmadığını hatırlatan Hatimoğulları, Türkiye'nin dış politikada izlemesi gereken yolun çatışma değil, müzakere ve diyalog olması gerektiğini savundu. Türkiye'nin bölgeye asker taşımak yerine, tarafları barış masasına oturtacak bir arabuluculuk misyonu üstlenmesinin daha yapıcı bir yaklaşım olacağını belirten Hatimoğulları, çatışmaların Ortadoğu'da yeni bir halka eklediğini ve uluslararası toplumun bu konuda daha güçlü bir irade sergilemesi gerektiğini vurguladı.
Kadın hakları ve şüpheli ölümler
Konuşmasında Türkiye'nin iç gündemine de değinen Hatimoğulları, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler konusundaki kararlı duruşlarını yineledi. Rojin Kabaiş'in ve Gülistan Doku'nun dosyalarını örnek gösteren Hatimoğulları, bu dosyaların kapatılmasına asla izin vermeyeceklerini belirtti. Özellikle Rojin Kabaiş'in bedeninin bulunmasının üzerinden geçen iki yıla rağmen faillerin hala tespit edilememiş olmasını eleştiren Hatimoğulları, DNA profilleri ve telefon kayıtları gibi somut delillere rağmen adaletin tecelli etmemesinin kabul edilemez olduğunu ifade etti. Kadın hareketinin kazanılmış haklarına yönelik saldırılara da dikkat çeken Hatimoğulları, nafaka hakkı ve Medeni Kanun'daki düzenlemelerin tırpanlanmasına karşı mücadelenin süreceğini belirtti.
Barış sürecinde yeni bir sayfa arayışı
Türkiye'nin en sıcak gündem maddelerinden biri olan barış ve demokratik toplum süreci hakkında da değerlendirmelerde bulunan Hatimoğulları, toplumun süreçle ilgili beklentilerini dile getirdi. Barışın ancak tarafların karşılıklı sorumluluklarını yerine getirmesiyle mümkün olabileceğini belirten Hatimoğulları, 8 Ekim'de açıklanan çekilme kararını tarihi bir adım olarak nitelendirdi. Sürecin nasıl ilerleyeceği ve çerçeve yasanın ne zaman uygulanacağı gibi soruların toplumun temel beklentisi olduğunu ifade eden Hatimoğulları, bu sorulara yanıt verilmesi gerektiğini vurguladı. Barışın sadece bir temenni değil, somut adımlarla inşa edilmesi gereken bir süreç olduğunu belirten Hatimoğulları, Türkiye'nin kendi içinde barışı büyütmesinin, bölgedeki çatışmalara karşı da daha güçlü bir duruş sergilemesini sağlayacağını sözlerine ekledi.