İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında 50. gün geride kalırken, duruşmada dile getirilen hukuksuzluk iddiaları ve emniyetteki çıplak arama skandalı gündeme damgasını vurdu. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, yargı sürecinin olağan akışından saptığına dikkat çekerek Adalet Bakanlığı’nı sessizliğini bozmaya çağırdı.
İstanbul’daki 414 sanıklı davanın 50. duruşma gününde, sanıkların savunmaları ve yaşadıkları mağduriyetler mahkeme salonunda yankılandı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in emniyette maruz kaldığı çıplak arama ve savcı tarafından çocuklarıyla tehdit edildiği yönündeki beyanları üzerine söz aldı.
Adalet Bakanlığı’na Çağrı: Fail Belli
İmamoğlu, Türker’in anlattıklarının sadece bir iddia olarak geçiştirilemeyeceğini belirterek, SEGBİS kayıtlarının incelenmesinin gerçeği ortaya çıkarmak için yeterli olacağını vurguladı. "Bu iş faili meçhul değil, faili belli" diyen İmamoğlu, Adalet Bakanlığı’nın yaşananları bilmesine rağmen sessiz kalmasını "vahim bir durum" olarak nitelendirdi. İmamoğlu, Türkiye’nin vicdanı adına Bakanlığın derhal bir inceleme başlatması gerektiğini ifade etti.
Normal Bir Yargılama Süreci Değil
Davanın tutukluluk incelemesi öncesinde konuşan İmamoğlu, 13 aydır iddianamesiz tutuklu bulunan çalışanlarına dikkat çekti. "Asrın yolsuzluğu diye yutturulmaya çalışılan bu süreçte normal bir yargılama içinde değiliz" diyen İBB Başkanı, şoförlerden asistanlara kadar birçok kişinin somut bir delil olmaksızın özgürlüğünden mahrum bırakılmasının trajik bir tablo oluşturduğunu belirtti.
Savcıdan 'Etkin Pişmanlık' Baskısı
Duruşmada söz alan İBB Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin ise ifadesi sırasında yaşadığı şok edici anları paylaştı. Çetin, savcının kendisine "64 yaşına gelmişsin, buradan çıkamazsın, etkin pişmanlıktan yararlan" şeklinde telkinlerde bulunduğunu, ihalelerle ilgili hiçbir soru sorulmadan siyasi bir baskı kurulmaya çalışıldığını anlattı.
Denetimlerden Geçen İhaleler
Halkla İlişkiler Şube Müdürü Serap Karay ise 17 yıllık devlet memurluğu hayatında pek çok Sayıştay ve mülkiye teftişinden geçtiğini, bugüne kadar hiçbir soruşturma geçirmediğini hatırlattı. Karay, yargılandığı ihalelerin tamamen kurumsal hafızaya dayalı, kamu yararı gözeten ve zorunlu faaliyetler olduğunu savunarak beraatini talep etti. Duruşma, sanık avukatlarının savunmalarıyla devam ediyor.