Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, Paris'te gerçekleştirdiği temaslarda iklim diplomasisinin rotasını kökten değiştirecek bir çıkışa imza attı. OECD merkezinde düzenlenen Konsey Toplantısı'nda, COP31 Başkanlığı ile OECD arasında kurulan stratejik ortaklığı ilan eden Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelenin artık sadece çevresel bir tercih değil, varoluşsal bir güvenlik zorunluluğu olduğunu belirtti. Bakan Kurum, dünya genelinde savunma harcamalarının milli gelirlerin yüzde 5'ine ulaştığı bir dönemde, iklim krizinin yarattığı tehdidin askeri risklerden daha somut ve yakın olduğunu ifade ederek, uluslararası toplumu bu alanda benzer bir finansal ciddiyetle hareket etmeye davet etti.
Hedeflerden uygulamaya geçiş dönemi
İklim diplomasisinin ağırlık merkezinin artık hedeflerden somut uygulamalara kaydırılması gerektiğini belirten Kurum, Türkiye'nin COP31 başkanlığı sürecinde 'diyalog, uzlaşı ve aksiyon' sacayağı üzerine kurulu bir strateji izlediklerini açıkladı. Ankara'dan Londra'ya, Trabzon'dan Bonn'a kadar uzanan geniş bir hazırlık sürecinin ardından, artık 'ne yapacağımızdan ziyade nasıl yapacağımızı' konuşma vaktinin geldiğini vurguladı. Bakan Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelede finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme süreçlerinin, belirlenen 10 öncelikli tema için hayati birer kaldıraç görevi göreceğini belirtti.
2035 için somut eylem planı
COP31 Başkanlığı'nın 2035 yılına kadar ulaşmayı hedeflediği somut uygulama hedeflerini de detaylandıran Bakan Kurum, küresel elektrifikasyon oranının yüzde 35'e çıkarılmasından, bina sektöründe enerji yoğunluğunun yüzde 25 azaltılmasına kadar uzanan iddialı bir yol haritası sundu. Atık üretiminin yarı yarıya düşürülmesi ve döngüsel malzeme kullanımının artırılması gibi hedeflerin, 1,5 derece hedefiyle tam uyumlu olduğunu ifade eden Kurum, bu adımların sadece birer niyet beyanı değil, ölçülebilir sonuçlar doğuracak birer eylem planı olduğunu belirtti. Özellikle yerel yönetimlerin finansmana erişimini kolaylaştıran SURFF yaklaşımı, OECD'nin veri analiz kapasitesiyle birleştirilerek küresel bir model haline getirilecek.
Antalya'dan dünyaya ortak çağrı
Konuşmasının sonunda tüm OECD üyesi ülkeleri ve uluslararası temsilcileri Kasım ayında Antalya'da gerçekleşecek zirveye davet eden Kurum, dünyanın kötü gidişatına dur demek için ortak sorumluluk çağrısını yineledi. İklim meselesinin ertelenemez bir güvenlik sorunu olduğunun altını çizen Bakan Kurum, sınırları korumak kadar, o sınırların içinde yaşanabilir bir gelecek inşa etmenin de devletlerin asli görevi olduğunu hatırlattı. Antalya'nın, iklim eylemi konusunda siyasi ivmenin zirveye taşınacağı bir merkez olacağını belirten Kurum, tüm dünyayı bu mücadelede daha kararlı ve somut adımlar atmaya çağırdı.