Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ve Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store arasında gerçekleşen telefon görüşmesi, Avrupa siyasetinde beklenmedik bir gerilimin fitilini ateşledi. Ukrayna krizinin çözüm yollarının masaya yatırıldığı bu kritik temas, bölgedeki dengeleri yeniden tartışmaya açarken, özellikle Danimarka cephesinden gelen sert tepkiler dikkat çekti. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, söz konusu girişimin hiçbir Avrupa ülkesiyle koordineli olmadığını belirterek, bu iki ülkenin attığı bağımsız adımın stratejik hedefini sorguladı. Frederiksen, Rusya'nın Avrupa'ya yönelik hibrit savaş ve Ukrayna'daki saldırgan tutumunu sürdürdüğü bir dönemde, bu tür ikili görüşmelerin Avrupa'nın ortak duruşuna zarar verdiğini ifade etti.
Diplomatik trafiğin arka planı ve Abu Dabi mutabakatı
Kremlin Sarayı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, görüşmelerin ana eksenini Ukrayna krizinin çözümüne yönelik atılacak adımlar oluşturdu. Liderler, Putin ile ABD'li müzakereci Steve Witkoff arasında 21 Ekim'de St. Petersburg'da gerçekleştirilen temasların yanı sıra, Stubb ve Store'nin Oslo'da Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelensky ile yaptığı görüşmeleri değerlendirdi. Bu diplomatik trafiğin en somut sonucu ise Rusya, Ukrayna ve ABD arasında Kasım ayında Abu Dabi'de yeniden başlatılması planlanan üçlü görüşmeler oldu. Taraflar, bu görüşmelerin düşmanlıkların sona ermesinin ardından hem Rusya hem de Ukrayna için kalıcı bir güvenlik mimarisi oluşturmayı hedeflediğini vurguladı.
Putin'in şartları ve Oleshky'deki insani operasyon
Görüşme sırasında Rusya lideri Putin, çatışmanın temel nedenlerine dair kendi perspektifini yineleyerek, adil ve kalıcı bir barışın ancak Rusya'nın meşru çıkarlarının şartsız kabulüyle mümkün olabileceğini belirtti. Putin, NATO ve AB ülkelerinin izlediği çatışmacı politikaların süreci uzattığını savunurken, Herson bölgesindeki Oleshky'de başlatılan insani yardım operasyonuna da dikkat çekti. Bu operasyon kapsamında bölgede geçici bir ateşkes ilan edildiğini hatırlatan Putin, insani koridorların açık tutulmasının önemine vurgu yaptı. Finlandiya ve Norveç liderleri ise bu süreçte Baltık Denizi ve Kuzey Avrupa'daki istikrarın korunması adına uluslararası denizcilik hukuku ile seyrüsefer özgürlüğünün vazgeçilmez olduğunu bir kez daha teyit etti.
Avrupa'da birlik tartışmaları derinleşiyor
Danimarka Başbakanı Frederiksen'in tepkisi, Avrupa'nın Rusya'ya karşı izlediği ortak stratejinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Frederiksen, Avrupa'nın bağımsız hareket etmek yerine tek bir blok halinde hareket etmesi gerektiğini savunarak, Stubb ve Store'nin girişimine karşı şüpheci olduğunu gizlemedi. Rusya'nın barış niyetine dair hiçbir somut işaret görmediğini belirten Danimarkalı lider, Ukrayna'daki acımasız saldırıların devam ettiği bir ortamda bu tür görüşmelerin yanlış bir mesaj verebileceği uyarısında bulundu. Üç liderin telefon görüşmelerini sürdürme konusunda mutabık kalması, Avrupa içindeki bu diplomatik ayrışmanın önümüzdeki günlerde daha fazla tartışılacağını gösteriyor.