Türkiye'nin yakın tarihine ışık tutan ve uzun yıllar boyunca Milli İstihbarat Teşkilatı ile selefi olan Milli Emniyet Hizmeti'nin gizli arşivlerinde saklı kalan belgeler, devletin hafızasını oluşturan kritik operasyonların perde arkasını aralıyor. Cumhuriyet'in kuruluş yıllarından İkinci Dünya Savaşı'nın çalkantılı dönemine kadar uzanan bu geniş kapsamlı arşiv taraması, sadece askeri ve diplomatik hamleleri değil, aynı zamanda dönemin istihbarat dünyasının nasıl bir satranç tahtası gibi işlediğini de gözler önüne seriyor. Belgeler, uluslararası güçlerin Türkiye üzerindeki planlarından, devletin bu planlara karşı geliştirdiği karşı istihbarat tekniklerine kadar pek çok çarpıcı detayı barındırıyor.
Casusluk şüphesi ve Pera Palas'ta gizli takip
Arşivlerdeki en dikkat çekici dosyalardan biri, 1935 yılında İstanbul'da yaşanan bir casusluk vakasına odaklanıyor. Pera Palas Oteli'nde konaklayan ve kendisini İngiliz gazeteci olarak tanıtan bir kadının, Mustafa Kemal Atatürk ile mülakat yapma talebi, dönemin istihbarat birimlerini alarma geçirdi. Atatürk'ün kadının tavırlarından şüphelenerek durumu bildirmesi üzerine, Milli Emniyet Hizmeti ekipleri derhal gizli bir operasyon başlattı. Kadının otel odası, diplomatik çevrelerle olan yazışmaları ve elçilik bağlantıları, hiçbir iz bırakılmadan titizlikle incelendi. Elde edilen tüm bulgular, Atatürk'ün yaveri Kılıç Ali aracılığıyla doğrudan kendisine rapor edildi. Bu süreç, devletin en tepesindeki ismin güvenliğinin nasıl bir hassasiyetle korunduğunu kanıtlar nitelikteydi. Aynı dönemde yabancı gazetecilerin haberleşme ağlarını deşifre eden birimler, İngiliz gazeteci Kollins'in kullandığı kodları da ortaya çıkardı. Buna göre, Atatürk için Robertson, İsmet İnönü için Smith, Mareşal Fevzi Çakmak için ise Brown kod isimlerinin kullanıldığı tespit edildi.
Lawrence'ın Kudüs'teki provokasyonları ve Churchill paniği
Belgeler, sadece Türkiye sınırları içindeki değil, bölgedeki uluslararası istihbarat faaliyetlerini de aydınlatıyor. 1929 tarihli bir raporda, Arabistanlı Lawrence olarak bilinen İngiliz istihbarat subayı Miralay Lawrence'ın Kudüs'teki faaliyetleri detaylandırılıyor. Lawrence'ın kılık değiştirme konusunda uzmanlaştığı ve bazen Şeyh Abdullah adıyla Müslüman bir hoca, bazen de Yakos İskinazi adıyla Amerikalı bir Musevi hahamı kimliğine büründüğü belgelendi. Lawrence'ın Mescid-i Aksa ve Burak Duvarı çevresinde her iki tarafa da zehirli telkinlerde bulunarak bölgedeki çatışmaları kışkırttığı, arşiv kayıtlarına yansıyan en çarpıcı provokasyonlardan biri olarak öne çıkıyor. Bir diğer önemli belge ise 1943 yılına, yani İkinci Dünya Savaşı'nın en sıcak günlerine ait. İngiltere Başbakanı Winston Churchill'in Adana'da Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile gerçekleştirdiği görüşme, Alman diplomasisinde büyük bir panik havası yarattı. İzmir'deki Alman Konsolosluğu'nun ilk gün yaşadığı telaş, raporlarda detaylıca anlatılıyor. Alman Büyükelçisi Von Papen'e, Türk hükümetinin Alman dostluğundan vazgeçilmeyeceğine dair kesin teminat vermesiyle birlikte, Alman tarafının ancak o zaman rahat bir nefes alabildiği görülüyor.
İstihbaratın teknik yüzü ve İngiliz Kemal dosyası
Arşivler, istihbaratın sadece insan odaklı değil, aynı zamanda teknik bir süreç olduğunu da kanıtlıyor. 1933 tarihli bir belgede, şüpheli mektupların çözülmesi için kullanılan yöntemler dikkat çekiyor. Görünmez yazılarla yazılmış mektupların okunabilmesi için teknik personele Demir 3 Klorür solüsyonunun kullanılması ve kağıdın zarar görmemesi için fotoğraf kağıdı banyosu gibi kimyasal işlemlerin uygulanması talimatı verildiği görülüyor. Bu teknik detaylar, dönemin istihbarat birimlerinin bilimsel yöntemleri ne kadar yakından takip ettiğini gösteriyor. Öte yandan, kamuoyunda İngiliz Kemal olarak tanınan Ahmet Esat Tomruk hakkındaki değerlendirmeler de arşivlerde yerini alıyor. 1940 tarihli bir raporda, İngiliz Kemal'in sunduğu bilgilerin yüzeysel olduğu ve kendisinin samimi bir karakter sergilemediği gerekçesiyle resmi ilişkinin kesildiği belirtiliyor. Bu belgeler, devletin kendi saha elemanlarını bile ne kadar sıkı bir denetim ve analiz süzgecinden geçirdiğini gösteren önemli birer kanıt niteliği taşıyor.