Yeni Parti Grup Başkan Vekili Murat Emir, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde düzenlediği basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Toplantının ana gündem maddelerinden biri, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etmesiyle ilgili tartışmalar oldu. Emir, Yavaş'ın bu kararının tamamen kişisel bir tercih olduğunu belirterek, belediye başkanının siyasi duruşuna ve hizmetlerine yönelik övgü dolu ifadeler kullandı.
Mansur Yavaş'ın siyasi geleceği ve istifa kararı
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Murat Emir, Mansur Yavaş'ın sadece kendi partileri için değil, Türkiye'deki 86 milyon vatandaşın büyük bir kısmının onur duyduğu bir isim olduğunu ifade etti. Yavaş'ın dürüstlüğü, halkçı belediyecilik anlayışı ve şehre kattığı hizmetlerle ön plana çıktığını belirten Emir, istifa sürecinin tamamen Yavaş'ın kendi takdirinde olduğunu dile getirdi. Emir, konuyla ilgili daha detaylı bir açıklama yapılması gerekirse, bu kararı bizzat Mansur Yavaş'ın kendisinin kamuoyuyla paylaşacağını belirterek, spekülasyonlara kapı aralamadı.
Anayasa Mahkemesi'nin istatistiklerine sert eleştiri
Basın toplantısının bir diğer önemli bölümünde ise Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya'nın son dönemdeki açıklamaları masaya yatırıldı. Özkaya'nın, bireysel başvurularda 2013 yılından bu yana verilen ihlal kararlarının yüzde 99,9'unun uygulandığı yönündeki verilerini eleştiren Emir, bu rakamların gerçeği yansıtmadığını ve aldatıcı olduğunu savundu. Emir, rakamların arkasındaki dramatik hikayelere dikkat çekerek, uygulanamayan yüzde 1'lik dilimin aslında Türkiye'deki hukuk devletinin durumunu özetlediğini belirtti.
Yüzde 1'lik dilimdeki hukuk dramları
Emir, konuşmasında özellikle cezaevinde bulunan isimlere vurgu yaparak, Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen serbest bırakılmayan Tayfun Kahraman, Osman Kavala ve Can Atalay gibi isimlerin durumunu hatırlattı. Bu kişilerin yaşadığı mağduriyetlerin sadece birer istatistik olmadığını, ailelerin ve toplumun vicdanını yaralayan gerçekler olduğunu ifade etti. Emir, Anayasa Mahkemesi'nin bu tür kararlar karşısında etkisizleştirildiğini öne sürerek, kurumun pembe tablolar çizmek yerine hukuk devletinin korunması adına daha somut adımlar atması gerektiğini savundu. Özellikle Can Atalay'ın milletvekili olmasına rağmen hala demir parmaklıklar ardında tutulmasının kabul edilemez olduğunu belirten Emir, Selahattin Demirtaş ile ilgili süreçlere de değinerek, yargı sistemindeki tıkanıklıkların demokrasiye zarar verdiğini sözlerine ekledi.