Havadis | Siyaset | Riyad'dan BM kürsüsünde kritik uyarı: Körfez'in güvenliği küresel istikrarın sigortasıdır

Riyad'dan BM kürsüsünde kritik uyarı: Körfez'in güvenliği küresel istikrarın sigortasıdır

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, bölgesel güvenliğin sadece Orta Doğu için değil, tüm dünya için hayati bir öneme sahip olduğunu vurgulayarak uluslararası toplumu somut adımlar atmaya davet etti.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, bölgesel güvenliğin sadece Orta Doğu için değil, tüm dünya için hayati bir öneme sahip olduğunu vurgulayarak uluslararası toplumu somut adımlar atmaya davet etti.

Riyad'dan BM kürsüsünde kritik uyarı: Körfez'in güvenliği küresel istikrarın sigortasıdır
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

ABD'nin New York kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu, küresel güvenlik mimarisini sarsan kritik açıklamalara sahne oldu. Kürsüye çıkan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud, bölgedeki gerilimin sadece yerel bir mesele olmadığını, doğrudan dünya genelinin huzurunu ve ekonomik dengelerini etkileyen bir unsur olduğunu vurguladı. Al Suud, özellikle Körfez bölgesinin güvenliğinin, küresel istikrarın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, uluslararası toplumun bu konuda daha kararlı bir duruş sergilemesi gerektiğini ifade etti. Bakan, Suudi Arabistan'ın egemenliğini, vatandaşlarını ve ulusal kaynaklarını koruma konusundaki kararlılığını yineleyerek, bölgedeki sivil ve ekonomik tesisleri hedef alan saldırıların kabul edilemez olduğunu belirtti.

Küresel ticaretin kalbinde seyrüsefer güvenliği

Bakan Al Suud'un konuşmasında öne çıkan en önemli başlıklardan biri, uluslararası deniz yollarının güvenliğiydi. Hürmüz Boğazı, Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz ve Aden Körfezi gibi stratejik noktaların küresel enerji tedarik zinciri ve uluslararası ticaret için vazgeçilmez olduğunu hatırlatan Dışişleri Bakanı, bu bölgelerin herhangi bir tarafça baskı veya tehdit aracı olarak kullanılmasını kesinlikle reddettiklerini dile getirdi. Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut durumun, 28 Şubat öncesindeki normal seyrine dönmesi gerektiğini savunan Al Suud, boğazdan geçişlerde herhangi bir kısıtlama veya ek ücret uygulanmaması çağrısında bulundu. Bu bölgelerdeki seyrüsefer serbestisinin korunmasının, dünya ekonomisinin işleyişi için kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

Filistin ve Yemen'de barış arayışı

Bölgesel krizlere de geniş yer ayıran Al Suud, İsrail'in işgali altındaki Filistin topraklarında yaşanan insani dramı kınadı. Sivillerin hedef alınması, insani yardımların engellenmesi ve zorla yerinden etme girişimlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirten Bakan, adil ve kalıcı bir barışın ancak 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla mümkün olabileceğini yineledi. Yemen konusunda ise Suudi Arabistan'ın bugüne kadar 29 milyar dolardan fazla insani yardım ve kalkınma desteği sağladığını hatırlatan Al Suud, İran destekli Husilerin ticari gemilere ve ülkesine yönelik saldırılarını sert bir dille eleştirdi. Yemen'de istikrarın yeniden tesisi için kapsamlı bir siyasi çözümün şart olduğunu belirten Bakan, uluslararası toplumu Kızıldeniz'deki tehditlere karşı ortak hareket etmeye çağırdı.

Geleceğin dünyası için iş birliği ve vizyon

Konuşmasının son bölümünde Suudi Arabistan'ın 2030 vizyonuna ve küresel zorluklara değinen Al Suud, enerji güvenliği ile iklim eyleminin birbirini destekleyen hedefler olması gerektiğini savundu. Yenilenebilir enerji, temiz hidrojen ve karbon yakalama teknolojilerine yapılan yatırımların altını çizen Bakan, enerji dönüşümünün gerçekçi bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtti. Yapay zeka teknolojilerinin sorumlu bir şekilde kullanılması için uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çeken Al Suud, dünyanın karşı karşıya olduğu sorunların hiçbir ülkenin tek başına çözemeyeceği kadar karmaşık olduğunu ifade etti. Bakan, BM Şartı'na uyulması ve uluslararası hukuka saygı gösterilmesinin, sürdürülebilir kalkınma ve barışçıl bir gelecek için tek yol olduğunu vurgulayarak sözlerini tamamladı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız