Türkiye, savunma sanayiinde dışa bağımlılığı tamamen ortadan kaldırmak adına stratejik bir dönüşüm sürecini hızlandırıyor. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, yürütülen projelerin artık sadece özgün tasarımlarla sınırlı kalmadığını, sistemlerin kalbini oluşturan kritik malzemelerin sentezlenmesinden üretimine kadar her aşamanın yerli imkanlarla gerçekleştirilmesinin hedeflendiğini vurguladı. Görgün, bu stratejinin temelinde Türkiye'nin kara, deniz, hava ve uzay alanlarındaki teknolojik egemenliğini pekiştirme ve olası tedarik kısıtlamalarına karşı tam bir dayanıklılık sağlama vizyonunun yattığını belirtti.
Teknolojik bağımsızlık için kapsamlı yol haritası
Savunma sanayii projelerinin projelendirme aşamasından itibaren yerlileştirme faaliyetlerinin başladığını ifade eden Görgün, kullanıcı ihtiyaçlarının ve teslimat takvimlerinin titizlikle gözetildiğini dile getirdi. Geliştirilecek sistemlerin alt bileşenlerinin yerli üretim kapasitesi açısından detaylı bir şekilde değerlendirildiğini belirten Görgün, yerlileştirilmesi zaman alacak stratejik teknolojiler için özel geliştirme süreçleri planlandığını kaydetti. Çalışmaların sadece belirli ürünlerle sınırlı olmadığını; sensörler, algılayıcılar, eyleyiciler, mühimmatlar ve silah sistemleri gibi geniş bir yelpazeyi kapsadığını vurgulayan Görgün, teknoloji kazanımında ihtiyaç, katma değer, insan kaynağı ve altyapı kapasitesinin belirleyici olduğunu ifade etti. Bu süreçte hiçbir teknoloji alanının kapsam dışında bırakılmadığı, stratejik önceliklere göre hareket edildiği belirtildi.
Uluslararası arenada Türkiye modeline yoğun ilgi
Türk savunma sanayiindeki yerlilik oranının son yirmi yılda yüzde 20 seviyelerinden yüzde 83 gibi etkileyici bir noktaya taşınması, dünya genelinde dikkatleri Türkiye üzerine çekti. Görgün, Türkiye'nin sadece savunma platformları üretmekle kalmayıp, bu ürünleri geliştirmek için oluşturduğu özgün üretim ve teknoloji kazanım modeliyle de uluslararası arenada bir referans noktası haline geldiğini vurguladı. Birçok ülkenin Türkiye'nin bu alandaki tecrübelerinden yararlanmak istediğini ve benzer süreçleri daha kısa sürede tamamlamak amacıyla bilgi birikimi paylaşımı ile ortak çalışmalar gerçekleştirmek için talepte bulunduğunu aktardı. Türk savunma sanayii şirketlerinin uluslararası rekabette maliyet etkin, hızlı ve sürdürülebilir çözümler sunmasının, bu ilginin temelini oluşturduğu ifade edildi.
Güvenlik hassasiyeti ve stratejik bilgi yönetimi
Savunma Sanayii Başkanlığı, teknoloji kazanımını proje süreçlerine entegre ederek yüklenici firmaların sorumluluklarını artırıyor. Teknoloji ve Ürün Kazanımı (TÜK) Yükümlülüğü uygulaması ile firmaların kritik teknolojilere yatırım yapması ve üniversitelerle iş birliği içinde çalışması teşvik ediliyor. Öte yandan, savunma sistemlerinin teknik özelliklerinin paylaşılması konusunda milli güvenlik hassasiyetlerinin ön planda tutulması gerektiği vurgulanıyor. Görgün, özellikle mühimmatların menzil, uçuş süresi ve havada kalış süresi gibi kritik verilerin gereğinden fazla açıklanmasının, yabancı ülkelerin sistemlerin kabiliyetlerini ve sınırlarını analiz etmesine olanak tanıdığını belirtti. Açık istihbarata mahal vermeden, milli güvenlik çıkarlarını koruyacak şekilde bir iletişim stratejisi izlenmesi gerektiğinin altı çizildi.