CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin tarım ve hayvancılık politikalarına yönelik oldukça sert eleştirilerde bulundu. Bir ziraat mühendisi ve aynı zamanda çiftçi kimliğiyle konuşan Sarıbal, ülkenin tarımsal kaynaklarının korunmaması durumunda ortaya çıkan tablonun vahametine dikkat çekti. Toprak, su, biyoçeşitlilik ve ekosistem gibi temel değerlerin ihmal edilmesinin, ülkenin geleceğine karşı işlenmiş bir hata olduğunu savundu.
Yerli ırkların yok oluşu ve hayvancılıkta dışa bağımlılık
Sarıbal, hayvancılık sektöründeki yerli ırk oranının kritik bir eşiğe gerilediğini belirterek, TİGEM tarafından paylaşılan verilerin endişe verici olduğunu dile getirdi. Yapılan açıklamalara göre, Türkiye'deki toplam hayvan varlığı içerisinde yerli ırkların oranı yüzde 6 gibi oldukça düşük bir seviyeye inmiş durumda. Bu durum, Anadolu'nun zorlu coğrafi koşullarına, dağlarına ve iklimine uyum sağlamış, hastalıklara karşı dirençli olan yerli hayvan varlığının neredeyse tamamen kaybedildiği anlamına geliyor. Sarıbal, bu kaybın sadece bir ırk meselesi olmadığını, aynı zamanda ülkenin hayvansal üretimdeki bağımsızlığının da elden gittiğini vurguladı.
Ekonomik tercihler ve tarımsal kaynakların heba edilmesi
Konuşmasında bütçe yönetimine ve tarımsal desteklere de değinen CHP'li Sarıbal, hükümetin ekonomi politikalarını eleştirdi. Faiz ödemelerine ayrılan 3 trilyon liralık devasa kaynağı hatırlatan Sarıbal, bu paranın halkın cebinden çıktığını ve başka ülkelerin tarımını kalkındırmak için kullanıldığını iddia etti. Ülke kaynaklarının verimli kullanılmadığını, denetim mekanizmalarının işlemediğini ve bu durumun birilerinin zenginleşmesine hizmet ettiğini savunan Sarıbal, millilik ve vatanseverlik kavramlarının tarımsal üretimdeki sorumlulukla doğrudan ilişkili olduğunu belirtti.

Çiftçinin geleceği ve sürdürülebilirlik krizi
Üniversite yıllarında öğrendiği temel ziraat ilkelerini hatırlatan Sarıbal, bir ülkenin hayvansal üretimini artırmasının yolunun kendi yerli ırklarını korumaktan ve geliştirmekten geçtiğini ifade etti. Mevcut politikaların bu temel kuraldan uzaklaştığını belirten Sarıbal, Anadolu'nun dağında otlanıp süt ve et veren, hastalıklara karşı dirençli olan hayvanların kaybedilmesiyle birlikte çiftçinin de üretimden koptuğunu söyledi. Çiftçinin yaşadığı bu zorlu sürecin, aslında ülkenin gıda güvenliğini de doğrudan tehdit eden bir yapısal soruna dönüştüğünü sözlerine ekledi.