Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbul'da düzenlenen Vesayet İnşalarına Karşı Milli İrade Mücadelesi Paneli'nde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin geçmişten günümüze uzanan demokrasi yolculuğunu ve vesayet odaklarına karşı verilen tarihi mücadeleyi değerlendirdi. Duran, 17 Eylül tarihinin Türk siyasi tarihindeki en acı günlerden biri olduğunu belirterek, merhum Başbakan Adnan Menderes ile bakanlar Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın idam edilişlerinin 65'inci yıl dönümünde, bu karanlık dönemin toplumsal hafızadaki izlerini hatırlattı. Siyasetçilere darağacını reva gören zihniyetin, doğrudan milletin istikbalini hedef aldığını ifade eden Duran, bu acıların bir daha yaşanmaması için milli iradeye sahip çıkmanın hayati bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
Yaslı Ada'dan Demokrasi ve Özgürlükler Adası'na
Yıllarca Yassıada olarak bilinen ve milletin vicdanında Yaslı Ada olarak yer edinen mekanın, bugün Demokrasi ve Özgürlükler Adası'na dönüştürülmesinin sembolik bir önemi olduğunu belirten Duran, bu dönüşümün geçmişe duyulan hürmetin bir nişanesi olduğunu ifade etti. İletişim Başkanlığı tarafından hazırlanan Cumhurbaşkanlığı Arşivinden Fotoğraflarla Demokrasiye Vurulan Darbe: 27 Mayıs adlı kitabın lansmanının da yapıldığı panelde, arşiv belgelerinin ve yeni fotoğrafların toplumsal hafızayı diri tutmak adına büyük bir değer taşıdığı vurgulandı. Duran, bu çalışmanın sadece bir hatırlatma değil, aynı zamanda gelecek nesillere bırakılan ibretlik bir hikaye olduğunu dile getirdi.
Vesayet Zincirlerinin Kırıldığı Dönem
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin statükonun dayatmalarına karşı dik bir duruş sergilediğini belirten İletişim Başkanı, 15 Temmuz darbe girişiminin, 1960'tan bu yana süregelen darbe geleneğinin son halkası olduğunu ve milletin sinesinden çıkan iradeyle bu zincirin kırıldığını ifade etti. Duran, 28 Şubat'tan e-muhtıraya, MİT krizinden 17-25 Aralık kumpaslarına ve Gezi kalkışmasına kadar uzanan süreçte, vesayet odaklarının Türkiye'yi istedikleri hizaya sokmak için pek çok yöntem denediğini ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her krizde sırtını millete dayayarak bu engelleri aştığını belirtti. Türkiye'nin artık küresel vesayet projelerini boşa çıkaracak bir kapasiteye ulaştığını söyleyen Duran, Türkiye'de vesayet döneminin kapandığını ve ülkenin kendi geleceğine milli iradesiyle sahip çıktığını vurguladı.
Küresel Vicdanın Sesi Türkiye
Türkiye'nin sadece kendi sınırları içinde değil, uluslararası arenada da adalet arayışının öncüsü olduğunu belirten Duran, daha adil bir dünya mümkündür çağrısının, dünyadaki vesayet sistemine karşı bir duruş olduğunu ifade etti. Özellikle Gazze'de yaşanan insani kriz ve soykırım karşısında uluslararası kurumların sessizliğine dikkat çeken Duran, Türkiye'nin mazlumun yanında yer alarak küresel vicdanın sesi olduğunu belirtti. Vesayetle mücadelede başarılı olmanın, bu tür küresel sorumlulukları yerine getirebilmek için bir ön şart olduğunu söyleyen Duran, Türkiye'nin Orta Doğu'da istikrarı ve yeniden inşayı destekleyen yapıcı diplomasisinin, vesayetçilerden arınmış bir Türkiye'nin gücünü yansıttığını sözlerine ekledi.