Türk spor tarihinin en köklü kurumlarından biri olan Eczacıbaşı Spor Kulübü, geride bıraktığı 60 yılın gururunu yaşıyor. Kulüp Başkanı Faruk Eczacıbaşı, kurumun sosyal medya kanalı üzerinden paylaşılan özel bir röportajda, sadece bir spor kulübü değil, aynı zamanda bir spor kültürü inşa etmenin ne anlama geldiğini detaylarıyla anlattı. Bugün Türk voleybolunun dünya çapında elde ettiği başarıların tesadüf olmadığını belirten Eczacıbaşı, bu noktaya ulaşılmasında yıllara yayılan ortak emeğin, sabrın ve taş üstüne taş koyma felsefesinin yattığını ifade etti. Özellikle A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın uluslararası arenadaki performansına değinen Eczacıbaşı, sadece saha içindeki oyunun değil, tribünlerdeki seyirci çeşitliliğinin ve gençlerin duyduğu heyecanın kendisini derinden etkilediğini dile getirdi.
Voleybolun ötesinde bir ekosistem inşası
Türkiye’de voleybolun bugün ulaştığı seviyeyi, kulüpler, federasyonlar ve seyircilerin oluşturduğu devasa bir ekosistemin başarısı olarak tanımlayan Faruk Eczacıbaşı, bu yapının dünyanın en kaliteli spor organizasyonlarından biri haline geldiğini vurguladı. Levent’te küçük bir başlangıçla temelleri atılan, Ayazağa’da gelişen ve bugün Kartal’daki modern tesisleriyle geleceğe uzanan kulüp, kuruluş yıllarında basketbol, satranç, masa tenisi ve erkek voleybolu gibi pek çok farklı branşta faaliyet gösteriyordu. Ancak zamanla stratejik bir karar alarak kadın voleyboluna odaklanan kulüp yönetimi, bu tercihin sadece kupa kazanma hedefiyle sınırlı kalmadığını, aksine toplumsal bir dönüşümün parçası olduğunu belirtti. Eczacıbaşı, kadın voleybolunun kendileri için bir sosyal misyon taşıdığını ve bu branşın takım çalışması, dostluk ve sağlık gibi değerleri geniş kitlelere yaymak için en etkili araç olduğunu ifade etti.
Kadınların gücünü sahaya yansıtma vizyonu
Başkan Faruk Eczacıbaşı, kulübün temel felsefesinin Türk kadınının başarısını somut bir şekilde dünyaya göstermek olduğunu belirtti. Genç sporcuların sadece saha içinde başarılı olmalarını değil, aynı zamanda geleceğe güvenle bakan, donanımlı bireyler olarak yetişmelerini önemsediklerini kaydeden Eczacıbaşı, bu vizyonun uluslararası alanda da karşılık bulduğunu hatırlattı. Kulübün 2018 yılında Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından Kadınlar ve Spor Dünya Ödülü’ne layık görülmesi, bu uzun soluklu çabanın en somut kanıtlarından biri olarak öne çıkıyor. Nejat ve Şakir Eczacıbaşı’nın kuruluş yıllarında ortaya koyduğu Türk gençliğinin potansiyelini dünyaya anlatma vizyonunun, bugün hala kulübün ana pusulası olduğunu belirten Faruk Eczacıbaşı, bu spor kültürünün gelecek kuşaklara aktarılmasının en büyük öncelikleri olduğunu vurguladı.
Geleceğe miras kalan bir spor kültürü
60 yıl boyunca kesintisiz bir şekilde varlığını sürdüren özel bir spor kulübü olmanın başlı başına büyük bir başarı olduğunu ifade eden Faruk Eczacıbaşı, bu deneyimin Türk sporunun geleceği için bir referans noktası oluşturmasını temenni ediyor. Sadece kendi kulüplerinin değil, farklı kurumların da benzer vizyonlarla Türk sporunu uluslararası arenada temsil etmeye devam etmesinin önemine değinen Eczacıbaşı, sporun birleştirici gücüne olan inancını yineledi. Kulübün bugüne kadar yetiştirdiği sporcuların ve oluşturduğu değerlerin, Türkiye’nin spor vizyonuna kattığı derinlik, önümüzdeki yıllarda da Eczacıbaşı’nın temel çalışma prensibi olmaya devam edecek. Geçmişin birikimini modern spor anlayışıyla birleştiren kulüp, 60. yılını kutlarken aynı zamanda yeni nesillere ilham kaynağı olmayı hedefliyor.