Sivas'ın Zara ilçesi, spor dünyasında bir ilke ev sahipliği yapmanın heyecanını yaşıyor. Türkiye İşitme Engelliler Spor Federasyonu bünyesinde oluşturulan İşitme Engelli Kadın Güreş Milli Takımı, kasım ayında Ermenistan'da düzenlenecek olan Avrupa Şampiyonası'na odaklanmış durumda. Zara Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü Sporcu Eğitim Merkezi'nde bir araya gelen 22 milli sporcu, antrenörlerinin gözetiminde minderdeki yerlerini alarak şampiyona öncesi hazırlıklarını büyük bir disiplinle gerçekleştiriyor.
Dünya çapında bir ilk
Kadınlar işitme engelli güreş branşının bu yıl dünyada ilk kez kurulduğunu vurgulayan Milli Takım Antrenörü Murat Gençtürk, bu tarihi oluşumun önemine dikkat çekiyor. Gençtürk, 25 Kasım'da başlayacak Avrupa Şampiyonası'nın ardından gözlerini 7 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek Dünya Şampiyonası'na çevirdiklerini belirtiyor. Milli takımın temel hedefi ise oldukça net; Türk bayrağını göndere çektirerek İstiklal Marşı'nı tüm dünyaya dinletmek ve altın madalyalarla yurda dönmek.
Sıkletlerdeki rekabet ve yeni sporcu çağrısı
Toplamda 10 farklı sıklette mücadele edecek sporcularla çalışmalarını sürdüren teknik ekip, branşın yeni olması nedeniyle bazı zorluklarla da karşılaşıyor. Antrenör Murat Gençtürk, işitme engelli kadın güreşçilere ulaşma noktasında zaman zaman sıkıntı yaşadıklarını ifade ediyor. Bu nedenle güreşe ilgi duyan, yetenekli ve azimli tüm işitme engelli kadın sporcuları milli takım kamplarına katılmaya davet eden Gençtürk, branşın geleceği için daha geniş bir sporcu havuzuna ihtiyaç duyduklarını belirtiyor.
Hedef zirve ve İstiklal Marşı
Sivas'taki kamp süreci, sporcuların teknik ve fiziksel kapasitelerini en üst seviyeye çıkarmaları için kritik bir öneme sahip. Antrenmanlarda gösterilen yüksek motivasyon, şampiyona öncesi teknik heyetin yüzünü güldürüyor. Avrupa ve dünya arenasında Türkiye'yi en iyi şekilde temsil etmek isteyen milliler, sadece madalya kazanmayı değil, aynı zamanda bu yeni branşta öncü bir rol üstlenerek diğer sporculara da ilham kaynağı olmayı amaçlıyor. Sivas'ın Zara ilçesindeki bu yoğun kamp dönemi, Türk güreş tarihine geçecek başarıların ilk adımı olarak görülüyor.