Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenen 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası, Türk spor tarihinin en görkemli sayfalarından biri olarak hafızalara kazındı. O dönemde A Milli Erkek Basketbol Takımı'nın başarısında kilit rol oynayan isimlerden biri olan Ender Arslan, bugün yardımcı antrenörlük koltuğunda ay-yıldızlı ekibe hizmet vermeye devam ederken, geçmişin tozlu raflarını aralayarak o unutulmaz gümüş madalya yolculuğunu ve takımın ruhunu detaylarıyla paylaştı. Arslan, o günkü kadronun sadece bir basketbol takımı olmadığını, birbirine sarsılmaz bağlarla bağlı bir arkadaş grubu olduğunu vurguladı.
Zorlu hazırlık sürecinden gelen büyük kenetlenme
Turnuva öncesi dönemin oldukça sancılı geçtiğini belirten Arslan, hazırlık maçlarında alınan sonuçların ve yaşanan sakatlıkların takım üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu ifade etti. Ancak şampiyona başladığında tüm olumsuzlukların yerini büyük bir inanca bıraktığını söyleyen tecrübeli isim, Türk milletinin desteğiyle birlikte oyuncular arasındaki güvenin zirveye çıktığını belirtti. Arslan, o dönemki takımın en büyük gücünün, zorluklar karşısında birbirine kenetlenme becerisi olduğunu ve bu ruhun bugün sahada ter döken yeni jenerasyonda da fazlasıyla mevcut olduğunu dile getirdi.
Kerem Tunçeri'nin o meşhur basketi ve E-5'teki insan seli
Sırbistan ile oynanan yarı final maçının son saniyeleri, Arslan için hala dün gibi taze. Orta sahada durduğu o anı ve Kerem Tunçeri'nin attığı o tarihi turnikeyi anlatırken gözleri parlayan Arslan, o anın sadece bir basket değil, bir ülkenin ortak sevinci olduğunu vurguladı. Maçın ardından yaşanan coşkunun tarif edilemez olduğunu belirten eski milli oyuncu, otobüsün E-5 karayolunda ilerleyemediğini ve yolun tamamen insan seliyle kaplandığını hatırlatarak, o gün yaşananların bir sporcunun hayatında görebileceği en olağanüstü anlardan biri olduğunu ifade etti.
Finalin burukluğu ve gümüş madalyanın gururu
ABD ile oynanan final maçına büyük bir öz güvenle çıktıklarını ancak yoğun maç trafiğinin getirdiği yorgunluğun etkilerini hissettiklerini belirten Arslan, bir günlük aranın bile sonucu değiştirebileceğine dair düşüncelerini paylaştı. Finalde kaybetmenin getirdiği ufak bir burukluk olsa da, günün sonunda dünya ikincisi olmanın ve kürsüde yer almanın büyük bir başarı olduğunu vurguladı. Arslan, milli takım kariyerindeki her anın, zor günlerde takım arkadaşlarıyla birbirlerine verdikleri desteğin ve o formayı giymenin kendisi için paha biçilemez olduğunu belirterek, bugünkü genç oyuncuların da aynı aidiyet duygusuyla mücadele ettiğini sözlerine ekledi.