Yaz sonunun en tatlı telaşı başladı. Tekirdağ'ın Malkara ilçesindeki Alaybey Mahallesi'nde kadınlar, bahçelerinden topladıkları domatesleri kocaman kazanlara indirdi. Ama bu sadece salça yapımı değil; yıllardır süren bir dayanışma hikâyesi.
Kadınlar, kendi elleriyle yetiştirdikleri domatesleri önce topluyor, yıkıyor ve pişiriyor. Makineden geçen domateslerin suyu kaynamaya başlayınca içine yağ, şeker ve tuz ekleniyor. Sıcak sıcak şişelere basılan salçalar vakumlanıp kışlık erzak rafındaki yerini alıyor.
Sırayla iş bitmiyor, gelenek yaşıyor
Mahallede işler tek başına bitmiyor. Kadınlar "sırayla" toplanıyor; bugün senin salçan, yarın benim tarhanam. Semra Zeyniye Er, bu geleneği şöyle anlatıyor: "Köydeki bütün arkadaşlar toplanıp bu işleri sırayla birbirimize yapıyoruz. Salça zamanında salça, tarhana, kesme, kuskus, yufka. Sırayla hepsini beraber yapıyoruz."
Hazır ürünlere inat, el emeği sofralarda
Ama bir endişeleri var. Gençler bu emeğe sıcak bakmıyor. "Gençler hazıra alıştı" diyor Er. "Kimse uğraşmak istemiyor. Anneler yaparsa alıp yiyorlar." Yine de onlar için hesap basit: Hazır yok, el emeği var. Bu ürünler kendi çocuklarına ve torunlarına gidiyor.
Kış hazırlığı yalnızca salçayla sınırlı değil. Tarhana, kesme, kuskus, yufka ve turşu da aynı dayanışmayla hazırlanıyor. Öte yandan kentte salçalık domatesin kasası 300-350 TL arasında alıcı buluyor. Tekirdağ Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yetkilileri de kadınların bu çalışmasını yerinde inceledi.