Tekirdağ'ın Süleymanpaşa ilçesine bağlı Semetli Mahallesi, geçtiğimiz günlerde oldukça duygusal ve anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Trakya'da tarla işlerinin tamamlanması ve hasat döneminin sona ermesiyle birlikte, Rumeli ve Balkan kültürünün önemli bir parçası olan Kırçma geleneği, Türkiye ve Yunanistan'dan gelen mübadil torunlarını aynı meydanda buluşturdu. Yıllar önce yaşanan göçün ardından farklı coğrafyalarda hayatlarını sürdüren ailelerin çocukları ve torunları, dedelerinin topraklarında bir araya gelerek hem geçmişi yad etti hem de geleceğe dair dostluk mesajları verdi. Etkinlik kapsamında kurulan bin kişilik devasa sofra, sadece yemeklerin paylaşıldığı bir yer değil, aynı zamanda ortak bir kültürün ve dayanışmanın simgesi haline geldi.

Ortak geçmişin ve emeğin sofrası
Trakya ve Işıklar Köyü Selanik Mübadilleri ile Balkan Türkleri Derneği Başkanı Olcay Ceylan, Kırçma geleneğinin derin anlamını şu sözlerle ifade etti: Kırçma, aslında hasadın bereketini kutlamak ve toprağa verilen emeğin karşılığını şükürle karşılamak adına kurulan kadim bir sofradır. Bu sofrada sadece yemekler değil, imece ruhu ve paylaşmanın getirdiği huzur da paylaşılır. Bugün Semetli'de bu geleneği yeniden canlandırmanın, kuşaklar arası köprüler kurmanın gururunu yaşıyoruz. Katılımcılar, kurulan sofralarda bir yandan yöresel lezzetleri tadarken diğer yandan ortak geçmişlerine dair hikayeleri birbirlerine aktarma fırsatı buldu.

Duygusal ziyaret: Dedelerin topraklarına dönüş
Etkinliğe Yunanistan'dan katılan Selanik'e bağlı Nea Rodosto Belediyesi Başkan Yardımcısı Lagos Nikos, gördükleri misafirperverlik karşısında duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bu ziyaretin kendileri için çok özel bir anlam taşıdığını belirtti. Nikos, dedelerinin yaşadığı bu topraklara ayak basmanın kendilerini hem hüzünlendirdiğini hem de çok şanslı hissettirdiğini ifade etti. Misafirperverliğin her köyde kendilerini onurlandırdığını vurgulayan Nikos, bu tür organizasyonların iki halk arasındaki dostluğu pekiştirdiğini söyledi. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer ise bu buluşmanın sadece bir etkinlik değil, geçmişten bugüne taşınan bir mirasın yeniden hayat bulması olduğunu vurguladı. Yüceer, toprağın bereketi ile insanımızın alın terinin birleştiği bu sofrada, acıların ve umutların paylaşıldığını, geleceğe dair güzel dileklerin ortak bir dille ifade edildiğini belirtti.

Barış ve dostluk için gökyüzüne bırakılan umutlar
Konuşmaların ardından etkinliğin en dikkat çekici anlarından biri yaşandı. Atatürk Anıtı'nın bulunduğu alanda, barışın ve dostluğun simgesi olarak güvercinler gökyüzüne bırakıldı. Ardından, iki yakanın ortak geleceğine atıfta bulunmak amacıyla zeytin fidanları toprakla buluşturuldu. Zeytin ağacının barışı temsil eden doğası, mübadil torunlarının bu anlamlı buluşmasıyla birleşerek etkinliğe damgasını vurdu. Katılımcılar, dikilen her fidanın, yıllar sonra bile olsa iki halk arasındaki sarsılmaz dostluğun bir nişanesi olarak büyüyeceğini ifade etti. Etkinlik, sadece bir hasat kutlaması olmanın ötesine geçerek, geçmişin yaralarını sarmak ve geleceği ortak bir paydada inşa etmek isteyen insanların bir araya geldiği, unutulmaz bir gün olarak hafızalara kazındı.




