Günlük yaşamın bir parçası haline gelen sokak hayvanlarıyla kurulan yakın temaslar, masum bir sevgi gösterisinden ciddi bir sağlık riskine dönüşebiliyor. Özellikle kedi ve köpeklerin tırmalaması ya da ısırması sonucu oluşan yaralanmalar, toplumda genellikle basit bir sıyrık olarak görülüp ihmal ediliyor. Ancak uzmanlar, bu tür durumların kuduz gibi ölümcül bir hastalığın kapısını aralayabileceği konusunda vatandaşları acilen uyarıyor. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Doğan, bu tür vakalarda zamanla yarışmanın hayati önem taşıdığını vurguluyor.

İlk müdahale hayat kurtarıcı olabilir
Kuduz hastalığıyla mücadelede en etkili yöntemin, henüz hastalık belirtileri ortaya çıkmadan uygulanan koruyucu önlemler olduğunu belirten Doç. Dr. Doğan, yaralanma anında yapılacak ilk müdahalenin risk düzeyini önemli ölçüde düşürdüğünü ifade ediyor. Eğer bir sokak hayvanı tarafından tırmalanma veya ısırılma yaşanmışsa, cilt bütünlüğünün bozulup bozulmadığına bakılmaksızın derhal harekete geçilmesi gerekiyor. Yaralanan bölgenin en az 10 dakika boyunca bol su ve sabunla iyice köpürtülerek yıkanması, virüsün bulaşma riskini minimalize eden en temel ve kritik adımdır. Bu basit temizlik işlemi, sağlık kuruluşuna gidene kadar geçen sürede virüs yükünü azaltmak adına büyük bir önem taşıyor.

Zaman aşımı yanılgısına düşmeyin
Vatandaşların en sık yaptığı hatalardan biri, yaralanmayı fark ettikten sonra sağlık kuruluşuna başvurmayı ertelemek veya 'bir şey olmaz' düşüncesiyle durumu geçiştirmektir. Doç. Dr. Doğan, kuduz aşısı için belirli bir zaman sınırı olmadığını, olayın üzerinden günler geçse bile kişinin vakit kaybetmeden bir sağlık merkezine başvurması gerektiğini hatırlatıyor. Özellikle çocukların park ve bahçelerde geçirdikleri vakit sonrası ailelerin daha dikkatli olması, çocuklarını bu konuda bilinçlendirmesi ve olası bir yaralanma durumunda durumu gizlememeleri için teşvik etmeleri gerekiyor. Ailelerin çocuklarıyla kuracakları iletişim, olası bir ihmalin önüne geçilmesinde en büyük güvenceyi oluşturuyor.

Belirtiler başladığında geri dönüşü yok
Kuduz hastalığı, kuluçka döneminde herhangi bir belirti vermediği için sinsi bir ilerleyiş sergiliyor. Hastalık semptomları ortaya çıktığında ise ne yazık ki aşı veya mevcut tıbbi yöntemlerin iyileştirici bir etkisi kalmıyor. Sudan korkma, rüzgardan etkilenme, bilinç değişiklikleri ve yeme alışkanlıklarında bozulma gibi belirtiler, hastalığın ileri evresine işaret ediyor ve bu noktadan sonra tedavi süreci yoğun bakım koşullarında dahi oldukça zorlu geçiyor. Ölüm riskinin çok yüksek olduğu bu evreye gelmemek için tek yol, temas sonrası profilaksiye başlamaktır. Ayrıca evcil hayvan besleyenlerin, hayvanlarının kuduz aşılarını yıllık periyotlarla düzenli olarak yaptırmaları, hem kendi sağlıkları hem de toplum sağlığı açısından ihmal edilmemesi gereken bir sorumluluktur.


