Dünya genelinde refah seviyesi en yüksek olan yüzde 10'luk kesim, sadece kendi yaşam standartlarını korumak için doğaya ağır bir bedel ödetiyor. Leiden ve Oxford üniversitelerinden araştırmacılar, bu grubun çevreye verdiği zararı ilk kez parasal bir karşılıkla somutlaştırdı.
Tüketim alışkanlıkları doğayı nasıl etkiliyor
Araştırma, en zengin yüzde 10'luk dilimin yıllık 1,7 ila 5,7 trilyon dolar arasında çevresel hasar yarattığını ortaya koyuyor. Bu hasarın yarısından fazlası biyoçeşitlilik kaybından, yaklaşık yüzde 40'ı ise doğrudan iklim değişikliğinden kaynaklanıyor. Özellikle ABD ve Avrupa Birliği'nde yaşayan elit kesim, gezegenin kaynaklarını orantısız şekilde tüketerek ekosistemi hızla tüketiyor. Örneğin, ABD'deki en yüksek gelir grubundaki bir birey, tek başına yıllık 63 bin dolara varan çevresel hasara sebep olabiliyor.
Peki bu durum hayatımızı nasıl değiştirir
Bu rakamlar aslında buzdağının sadece görünen kısmı. Uzmanlar, hesaplamalara finansal yatırımların etkilerinin dahil edilmediğini hatırlatıyor. Eğer "kirleten öder" kuralı bu gruba tam anlamıyla uygulansaydı, ortaya çıkan kaynak küresel iklim krizinin finansmanındaki tüm açıkları kapatabilirdi. Gelecekte iklim politikalarının, sadece genel halk kitlelerini değil, asıl yıkımı yaratan bu küçük tüketici grubunu hedef alması kaçınılmaz görünüyor. "Kirleten öder" ilkesi bir gün gerçekten hayata geçerse, dünya ekonomisinde köklü bir değişim yaşanması muhtemel.