Van Gölü, binlerce yıllık geçmişi ve eşsiz ekosistemiyle bölgenin kalbi konumunda olmasına rağmen, uzun yıllar boyunca hak ettiği kurumsal kimliğe kavuşmayı bekledi. Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO), bu sessizliği bozarak Van Gölü'nün ekolojik, ekonomik ve kültürel değerlerini bir araya getiren Türkiye'nin Ekolojik Değeri Van Gölü adlı prestijli bir eseri bilim dünyasına kazandırdı. Van TSO M. Rifat Hisarcıklıoğlu Salonu'nda düzenlenen lansman, kentin önde gelen isimlerini, akademisyenleri ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirerek gölün geleceğine dair ortak bir vizyonun ilk adımını oluşturdu.
Gölün kimlik arayışı ve bilimsel sahiplenme
Kitabın editörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Suvat Parin, lansman sırasında yaptığı konuşmada çarpıcı bir benzetmede bulundu. Parin, geçmişte çocukların kimliklerinin geç çıkarılmasına atıfta bulunarak, 600 bin yıllık bir geçmişe sahip olan Van Gölü'nün de benzer bir sahipsizlik süreci yaşadığını ifade etti. Van TSO Başkanı Necdet Takva'nın bu mirasa sahip çıkma iradesini takdirle karşılayan Parin, gölün sadece bir su kütlesi değil, bir yaşam döngüsü olduğunu vurguladı. Başkan Takva ise bu çalışmayı geleceğe bırakılan bir iz olarak nitelendirerek, Van Gölü'nün korunmasının sadece çevresel bir mesele değil, bir gelecek inşası olduğunu belirtti. Takva, hedeflerinin gelecek nesillere sadece anlatılan değil, bizzat yaşanabilecek masmavi bir göl bırakmak olduğunu ifade etti.
Yokluğuyla hissedilen bir yaşam kaynağı
Ankara Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Abdulmenaf Turan, gölün değerinin ancak yokluğuyla anlaşılabileceğine dikkat çekerek, katılımcıları düşündüren bir soru sordu: Van Gölü olmazsa Van ne olur? Turan, gölün sadece ekonomik bir değer değil, bölgenin neşesi ve yaşam enerjisi olduğunu belirterek, ekosistemin bozulmasının geri dönülemez acılar yaratabileceği uyarısında bulundu. İnsan ile tabiat arasındaki dengenin korunması gerektiğini savunan Turan, Van Gölü diplomasisi başlatılması önerisinde bulunarak, gölün değerinin uluslararası platformlarda daha güçlü bir dille anlatılması gerektiğini dile getirdi.
Su şehri kimliğinin tarihsel kökleri
Prof. Dr. Suvat Parin, kitabın içeriğine dair yaptığı sunumda Van'ın sadece kahvaltısıyla değil, zengin su kaynaklarıyla bir su şehri olduğunu kanıtlarıyla ortaya koydu. Tarihsel süreçte Urartulardan Selçuklulara kadar suyun mühendislik harikalarıyla nasıl yönetildiğini anlatan Parin, 16. yüzyılda Feqiyê Teyran'ın suyla kurduğu derin bağı hatırlattı. Ancak son 100 yılda bu su yönetim aklının zayıfladığını belirten Parin, belediyelerin organizasyon şemalarında dahi göle dair özel bir birimin bulunmamasını bir eksiklik olarak nitelendirdi. Kitabın, bu sahipsizlik algısını kırarak Van Gölü'nün merkezde olduğu bir su şehri kimliğini güçlendirmeyi hedeflediği vurgulandı. Program, kitabın yazarlarının katkıları ve toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.