Dünya ekonomisinin geleceğini şekillendirecek olan ticaret kuralları, artık sadece kâr marjları veya pazar payları üzerinden değil, iklim değişikliğiyle mücadele kapasitesi üzerinden yeniden yazılıyor. New York'ta düzenlenen COP31 İş Forumu New York Diyaloğu Programı'nda küresel iş dünyasının liderlerine seslenen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, iklim krizinin artık tüm sektörlerde oyun kurucu rolünü üstlendiğini belirtti. Bloomberg Genel Merkezi'nde gerçekleşen ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Bloomberg iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte, iklim hedeflerinin uygulanmasını hızlandıracak olan COP31 Eylem Gündemi'nin detayları masaya yatırıldı.

Ekonomik yıkımın bilançosu trilyon dolarları aştı
Bakan Kurum, iklim değişikliğinin sadece bir çevre sorunu olmadığını, doğrudan ekonomik bir tehdit olduğunu çarpıcı verilerle ortaya koydu. Son on yıl içerisinde iklim kaynaklı afetlerin küresel ekonomiye verdiği zararın 2 trilyon dolar sınırını aştığını ifade eden Kurum, yalnızca 2023 yılındaki sel, kuraklık ve aşırı sıcakların 380 milyar dolarlık bir ekonomik kayba yol açtığını hatırlattı. Dünya genelinde 666 milyon insanın elektriğe erişim sağlayamadığı ve 2 milyar insanın ise sağlıksız pişirme yöntemlerine mahkûm olduğu bir tabloda, sanayi ve taşımacılık sektörlerinin küresel emisyonların yüzde 30'undan sorumlu olması, dönüşümün aciliyetini gözler önüne seriyor. Bakan Kurum, devletlerin savunma harcamalarını artırarak kendilerini güvende hissetmeye çalıştıklarını ancak asıl tehdidin kapıdaki iklim krizi olduğunu belirterek, doğanın korunmadığı bir gelecekte askeri yatırımların hiçbir anlam ifade etmeyeceğini vurguladı.

İş dünyası için altı kritik dönüşüm başlığı
COP31 süreci kapsamında iş dünyasının ihtiyaç duyduğu stratejik yol haritasını altı ana başlıkta özetleyen Bakan Kurum, yatırımcıların önünü görebilmesi için kuralların istikrarlı ve öngörülebilir olması gerektiğini belirtti. Karbon fiyat sinyallerinin belirsizlik yaratmaması, yeşil ürünlere yönelik güvenilir bir pazarın oluşturulması ve finansman risklerinin azaltılması, dönüşümün temel taşlarını oluşturuyor. Özellikle gelişmekte olan pazarlarda yüksek sermaye maliyetlerinin iyi projelerin önünde bir engel teşkil ettiğine dikkat çeken Kurum, uluslararası kalkınma bankalarının ve ihracat kredi kuruluşlarının bu süreçte daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca, küresel tedarik zincirinin ayrılmaz bir parçası olan KOBİ'lerin teknik kapasitelerinin artırılması ve raporlama süreçlerine dahil edilmeleri, yeşil sanayileşmenin başarısı için kritik bir öneme sahip.

Antalya zirvesiyle somut adımlar atılacak
New York'ta başlatılan bu stratejik iş birliği sürecinin bir sonraki durağı ise Türkiye olacak. 12 ve 13 Kasım tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek olan COP31 İş Dünyası ve Yatırım Zirvesi, New York'taki istişarelerin somut projelere ve taahhütlere dönüştürüleceği bir platform olmayı hedefliyor. Bakan Kurum, iş dünyası temsilcilerine çağrıda bulunarak, Antalya'ya sadece katılım değil; takvimi, kapsamı ve finansman modeli belirlenmiş somut projelerle gelmelerini beklediklerini dile getirdi. OECD ile yürütülen stratejik iş birliği sayesinde, yatırımcıların ihtiyaç duyduğu güvenilir ve karşılaştırılabilir verilerin tüm sektörlerle paylaşılacağını belirten Kurum, COP31'in başarısının sadece alınan kararlarla değil, sahada hayata geçirilen yatırımlarla ölçüleceğini sözlerine ekledi.




