Sanal medya platformlarında paylaştığı videolar nedeniyle hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan ve 2 yıl 7 aydan 12 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada ilk kez hakim karşısına çıktı. Salonun yetersizliği nedeniyle İstanbul 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi salonunda gerçekleştirilen duruşmada, savcılık makamı esas hakkındaki mütalaasını sunarak Göktaş’ın tahliyesini talep etti. Göktaş, savunmasında kendisine yöneltilen suçlamaların mizahın doğasıyla bağdaşmadığını vurgularken, tutukluluk sürecinde yaşadığı şaşırtıcı bir detaya dikkat çekti.
Adliye koridorunda zorunlu görüşme iddiası
Göktaş, savunmasında tutuklanma sürecinin oldukça karmaşık ve soru işaretleriyle dolu olduğunu belirtti. Özellikle adliye koridorlarında yaşadığı bir olayı aktaran Göktaş, savcılık ifadesinin ardından hakimliğe çıkarılmayı beklediği sırada, avukatlarının bilgisi dışında Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürülmek istendiğini ifade etti. Bu görüşmeyi reddetmesine rağmen bir komiserin yönlendirmesiyle karşı karşıya bırakıldığını belirten Göktaş, ters kelepçeli olduğu bir süreçte böyle bir durumla karşılaşmanın kendisi için oldukça rahatsız edici olduğunu dile getirdi. İddianamenin hazırlanma sürecindeki gecikmelere ve tutuklama kararlarının peş peşe gelmesine dikkat çeken komedyen, sürecin organize bir linç kampanyasının parçası olduğunu savundu.

Mizah ve hiciv değerleri üzerine savunma
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik kullandığı ifadelerin birer siyasi hiciv olduğunu belirten Göktaş, otoriter eğilimlere yönelik eleştirilerin komedinin temel taşlarından biri olduğunu savundu. Bir sanatçının kullandığı benzetmelerin hakaret olarak değerlendirilmesinin ifade özgürlüğünü kısıtladığını ifade eden Göktaş, şakalarının manevi değerleri aşağılama amacı taşımadığını vurguladı. Özellikle oruç ve kutsal kitap üzerine yaptığı şakaların iddianamede bağlamından koparılarak sunulduğunu belirten Göktaş, cümlelerin ortadan kesilerek anlamın çarpıtıldığını iddia etti. Bir komedyen olarak amacının dini değerleri aşağılamak değil, toplumsal gözlemlerini mizah yoluyla aktarmak olduğunu belirten Göktaş, izleyicilerin şakaları beğenmeme veya eleştirme hakkının olduğunu ancak bunun tutuklama gerekçesi olamayacağını savundu.
Beyin göçü ve polis memurlarının itirafları
Savunmasının bir bölümünde Türkiye’deki genel atmosfere de değinen Göktaş, yurt dışına yerleşen arkadaşlarını ülkeye dönmeleri için ikna etmeye çalıştığını ancak bu çabalarının basında yanlış yansıtıldığını belirtti. İlginç bir gözlemini paylaşan Göktaş, kendisini gözaltına alan polis memurlarının bile Türkiye’den gitme hayali kurduğunu ifade etti. Devlet memurlarının dahi gelecek kaygısı yaşadığı bir ortamda, kendisinin beyin göçünü engelleme çabasının trajikomik bir hal aldığını belirten Göktaş, yaşadığı tüm bu süreçlerin sanatçılar ve vatandaşlar üzerinde bir sansür korkusu yarattığını sözlerine ekledi. Duruşma sonunda savcılık, Cumhurbaşkanına hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ile suçu ve suçluyu övme suçlamalarıyla yargılanan Göktaş için tahliye talebinde bulundu.