İstanbul'un en işlek noktalarından biri olan Galata Köprüsü'nde 31 Aralık 2024 tarihinde yaşanan saldırı, iki kız kardeşin tatilini kabusa çevirdi. Bursa'dan şehri gezmek amacıyla gelen Aslıhan Yıldırım ve kız kardeşi Gözde Yıldırım, Karaköy'den Eminönü'ne geçtikleri sırada beş kişilik bir grubun hedefi oldu. Başlangıçta sözlü tacizle başlayan süreç, kısa süre sonra fiziksel şiddete dönüştü. Saldırganlardan Baran B.'nin yumruk darbeleriyle burnu kırılan Aslıhan Yıldırım, o günden bu yana hem fiziksel acılarla hem de psikolojik travmalarla mücadele ediyor. Olayın üzerinden geçen iki yıllık süreçte, saldırganların serbest bırakılması ve ardından gelen tehditler, mağdur kadının adalet arayışını daha da kritik bir noktaya taşıdı.

Sokak ortasında gelen şiddet ve gasp girişimi
Olay günü yaşadıklarını anlatan Aslıhan Yıldırım, saldırganların kendilerini takip ederek tacizlerini sürdürdüğünü belirtti. Balık ekmek yedikten sonra otele dönüş yolunda aynı grupla tekrar karşılaştıklarını ifade eden Yıldırım, hiçbir karşılık vermemelerine rağmen ağır hakaretlere maruz kaldıklarını söyledi. Kimin küfür ettiğini anlamak için başını çevirdiği anda yumruk darbesiyle sarsılan Yıldırım, saldırganların sadece fiziksel şiddetle yetinmeyip telefonunu gasp etmeye çalıştıklarını ve olay yerinden kaçmak için aracın plakasını söktüklerini iddia etti. Saldırganlar arasında bir hemşirenin de bulunduğunu belirten Yıldırım, yardım etmek yerine alaycı bir tavır sergilediklerini vurguladı.

Adalet arayışında iki yıl ve bitmeyen korku
İstanbul Adalet Sarayı 37. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülecek olan ikinci duruşma öncesinde konuşan Aslıhan Yıldırım, yaşadığı korkuyu dile getirdi. İlk duruşmanın ardından saldırganlar tarafından tehdit edildiğini belirten Yıldırım, artık sokağa çıkarken bile tedirgin olduğunu ifade etti. Burnundaki kırık nedeniyle iki kez ameliyat olmasına rağmen koku ve nefes alma duyularını kaybeden Yıldırım, üçüncü bir operasyon için maddi ve manevi zorluklar yaşadığını belirtti. Saldırganların uyuşturucu ticareti ve çeşitli suçlardan kayıtlarının bulunduğunu, sosyal medya hesaplarında şiddeti normalleştiren paylaşımlar yaptıklarını söyleyen Yıldırım, bu kişilerin toplum içinde serbestçe gezmesinin büyük bir risk olduğunu savundu.

Toplumsal vicdan ve adalet beklentisi
Dava sürecinde Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesinden büyük destek gördüğünü belirten Aslıhan Yıldırım, yaşadığı acının sadece bir dosya numarası olarak kalmasını istemediğini vurguladı. Başka bir kadının daha kurban gitmemesi için yetkilileri göreve çağıran Yıldırım, saldırganların en üst sınırdan cezalandırılmasını ve hiçbir indirim uygulanmamasını talep ediyor. İki şüphelinin halen farklı suçlardan tutuklu bulunduğu, diğerlerinin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı davada, mahkemenin vereceği karar merakla bekleniyor. Yıldırım, adaletin tecelli etmesi için mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğini ve bu süreçte yaşadığı travmanın etkilerini silmeye çalıştığını ifade etti.


