İstanbul Valisi Davut Gül, Marmara Havzası Su Kurulu Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, geçtiğimiz hafta yaşanan ve 7 vatandaşın hayatını kaybetmesine neden olan sel felaketinin, şehir planlaması ve su yönetimi açısından bir milat olması gerektiğini belirtti. 17 Ağustos depreminin Türkiye için nasıl bir kırılma noktası olduğunu hatırlatan Vali Gül, yaşanan taşkınların da benzer bir ciddiyetle ele alınması gerektiğini ifade etti. Toplantıda, Marmara Havzası'ndaki su kaynaklarının korunması ve taşkın yönetim planlarının geleceği masaya yatırıldı.

Geçmişin Hataları Bugünün Felaketi
Vali Gül, sel felaketinin sadece aşırı yağıştan kaynaklanmadığını, şehirdeki yapılaşma hatalarının da büyük bir payı olduğunu vurguladı. Dere yataklarına inşa edilen binaların, ruhsatsız yapıların ve depreme dayanıksız konutların riskleri artırdığını belirten Gül, bu durumun sadece bugünün değil, 50-100 yıllık bir ihmaller zincirinin sonucu olduğunu dile getirdi. İdarecilerin ve vatandaşların bu süreçteki sorumluluğuna değinen Vali, çıplak gözle dahi dere yatağı olduğu anlaşılan yerlere yapılan yapılaşmaların, felaketin boyutunu büyüttüğünü ifade etti.

10 Milyar Liralık Doğrudan ve Dolaylı Zarar
Selin sadece can kaybı değil, ciddi bir ekonomik yıkım da getirdiğini belirten Vali Gül, doğrudan ve dolaylı zararın yaklaşık 10 milyar lirayı bulduğunu açıkladı. Vefat eden vatandaşların acısının hiçbir maddi değerle ölçülemeyeceğini belirten Gül, suyun hem varlığının hem de yokluğunun ayrı birer yönetim disiplini gerektirdiğini söyledi. Mühendislik biliminin sunduğu çözümlerin uygulanması durumunda, suyun bir tehdit olmaktan çıkıp yönetilebilir bir kaynağa dönüşebileceğinin altını çizdi.

Gelecek İçin Yeni Bir İrade Şart
Bundan sonraki süreçte mevzuatta belirtilen kuralların tavizsiz uygulanması gerektiğini belirten Vali Gül, dere yataklarında kayıt dışı yapılaşmaya asla müsaade edilmeyeceğini vurguladı. Kararların kağıt üzerinde kalmaması gerektiğini ifade eden Gül, 500 yılda bir gerçekleşebilecek afetlere karşı hazırlıklı olmanın, sadece istatistiksel bir veri değil, bir yaşam hakkı meselesi olduğunu belirtti. Marmara Havzası'ndaki su yönetimi stratejilerinin yeniden gözden geçirileceği toplantı, iki gün boyunca uzmanların sunumları ve paydaşların katılımıyla devam edecek.