İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve Türkiye'nin son dönemdeki en kapsamlı siber dolandırıcılık soruşturmalarından biri haline gelen operasyon, forex ve kripto para piyasaları üzerinden kurulan devasa bir saadet zincirini gözler önüne serdi. Milli İstihbarat Teşkilatı ve MASAK raporlarının ışığında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından 29 farklı şirkete ait 44 çağrı merkezine eş zamanlı baskınlar düzenlendi. İstanbul ve Muğla'yı kapsayan operasyonlarda 191 kişi gözaltına alınırken, şebekenin yurt dışındaki mağdurları hedef alan sistematik bir yapı kurduğu tespit edildi.

Yasaklı dil ve panik dolu günler
Soruşturma kapsamında ifadesi alınan Murat Demirbaş, şirketin iç işleyişine dair çarpıcı detaylar paylaştı. Demirbaş, ofis içerisinde mutfak dışında Türkçe konuşmanın kesinlikle yasak olduğunu belirterek, çalışanların yabancı dillerde iletişim kurmaya zorlandığını ifade etti. Şirketin İsrailli yöneticiler tarafından yönetildiğini ve resmiyette farklı isimlerin patron olarak gösterildiğini anlatan Demirbaş, operasyon korkusunun ofis içinde yarattığı paniği şu sözlerle aktardı: 10 Mart 2026 tarihinde benzer bir iş yerine yapılan baskın sonrası yönetim ekibi büyük bir panik yaşadı. Birkaç gün işe gelişler durduruldu ve çalışan sayısı 650'den 400'e kadar düşürüldü. Ancak kısa süre sonra yeniden personel takviyesi yapılarak sayı tekrar 600 civarına çıkarıldı. Dönem dönem operasyon olacağı söylentileriyle yönetimde sürekli bir tedirginlik hakimdi.

Sanal kazanç ekranlarıyla büyük vurgun
Şebekenin çalışma yöntemi, mağdurları ikna etmek üzerine kurulu karmaşık bir hiyerarşiyi içeriyordu. İlk aşamada yatırım fırsatı vaadiyle kandırılan mağdurlardan kayıt ücreti adı altında para alınıyor, ardından daha tecrübeli temsilciler devreye girerek yatırım miktarını artırmaları sağlanıyordu. Mağdurların paraları, şebekenin kontrolündeki yurt dışı banka hesaplarına veya kripto cüzdanlarına aktarılıyordu. İşin en can alıcı noktası ise şüphelilerin müdahale edebildiği sözde yatırım takip ekranlarıydı. Mağdurlar, sistem üzerinde kar etmiş veya piyasa şartları nedeniyle zarar etmiş gibi gösteriliyor, paralarını çekmek istediklerinde ise hesaplarına bloke konuluyordu. Blokenin kaldırılması için ek para talep eden şebeke, ödeme yapıldıktan sonra mağdurlarla tüm iletişimi kesiyordu.

Kurumsal görünümlü paravan yapılar
Soruşturmada ifade veren bir diğer isim olan Mehmet Cemre Ketencigil ise çağrı merkezlerinin işleyişine dair bilgiler verdi. Şirketin Filipinler, Malezya ve Dubai gibi ülkelerdeki yatırımcıları hedef aldığını belirten Ketencigil, İnefex adının kullanıldığını ve müşteri datalarının yurt dışındaki şirketlerden para karşılığı temin edildiğini anlattı. Şebekenin, hedef ülkelerin saat dilimlerine göre vardiyalı çalışan, kalite kontrol birimleri, muhasebe ve insan kaynakları departmanları bulunan profesyonel bir organizasyon gibi yapılandığı belirlendi. Hiçbir lisansı bulunmayan bu kurumlar, denetimden uzak bir şekilde faaliyetlerini sürdürürken, operasyon kapsamında şüphelilerin malvarlıklarına, banka hesaplarına ve kripto borsalarındaki varlıklarına el konuldu.