Rusya ile Ukrayna arasında 24 Şubat 2022 tarihinde patlak veren ve etkileri dört yılı aşkın süredir devam eden çatışmalar, özellikle sivil yerleşim alanlarında telafisi güç insani dramlara yol açmaya devam ediyor. İstanbul'da bir araya gelen önde gelen sivil toplum kuruluşları, savaşın en ağır bedelini ödeyen bölgelerden biri olan Herson'a bağlı Oleşki kentindeki vahim tabloyu gözler önüne serdi. İHH İnsani Yardım Vakfı'nın ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısında; Sadakataşı, Yetim Vakfı, Mülteci Hakları Derneği ve Özgür-Der temsilcileri, bölgede mahsur kalan siviller için güvenli bir insani yardım koridoru oluşturulması adına ortak bir çağrıda bulundu.

Kuşatma Altında Bir Kent: Oleşki'de Yaşam Mücadelesi
Toplantıda söz alan İHH İnsani Yardım Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Osman Atalay, Oleşki'den gelen son bilgilerin krizin boyutlarını tüm çıplaklığıyla ortaya koyduğunu belirtti. Savaş öncesinde yaklaşık 24 bin kişinin ikamet ettiği kentte, bugün sadece 50'si çocuk olmak üzere toplam 2 bin kişinin yaşam mücadelesi verdiğine dikkat çeken Atalay, bölgedeki altyapının tamamen çöktüğünü ifade etti. Elektrik ve doğal gazın bulunmadığı kentte, halkın gıda, ilaç ve temiz su gibi en temel insani ihtiyaçlara yaklaşık bir aydır erişemediği vurgulandı. Bu durumun sadece bir lojistik sorunu değil, doğrudan yaşam hakkını tehdit eden bir insan hakları ihlali olduğu belirtildi.

Diplomatik Girişimler İçin Türkiye'ye Çağrı
Sivil toplum temsilcileri, uluslararası toplumu ve savaşın taraflarını sivillerin korunması konusunda uluslararası hukuka riayet etmeye davet etti. Osman Atalay, Türkiye'nin savaşın başından bu yana sergilediği yapıcı ve barışçıl tutumun, bu krizin çözümünde de kilit rol oynayabileceğini belirtti. Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanlığı nezdinde diplomatik girişimlerin artırılmasını talep eden Atalay, özellikle Oleşki'de mahsur kalan sivillerin güvenli tahliyesi için tarafların mutabakatıyla etkin bir koridor açılmasının hayati önem taşıdığını dile getirdi. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi gibi kurumların bölgeye engelsiz erişiminin sağlanması gerektiğinin altı çizildi.

Savaşın Görünmeyen Mağdurları: Çocuklar ve Kırılgan Gruplar
Basın toplantısına katılan diğer kuruluş temsilcileri de savaşın insani boyutuna dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Uluslararası Mülteci Hakları Derneği temsilcisi Av. Zeynep Ertekin, savaşın başladığı günden bu yana yürüttükleri izleme faaliyetlerinin, sivillerin temel ihtiyaçlara erişiminin engellenmesinin açık bir insan hakları meselesi olduğunu kanıtladığını söyledi. Özgür-Der Başkan Yardımcısı Musa Üzer, savaşın cephedeki gelişmelerden ibaret olmadığını, kuşatma altındaki mazlumların yaşadığı sıkıntıların yeterince gündeme getirilmediğini belirtti. Sadakataşı Derneği Başkan Yardımcısı Cevdet Hasbal ise savaşın bedelini en çok çocukların ödediğini vurgulayarak, ailelerin dağıldığına ve çocukların temel haklarından mahrum kaldığına dikkat çekti. Yetim Vakfı Gönüllü ve Temsilcilik İlişkileri Direktörü Muhammed Musa Gül ise savaşın ilk dönemlerinde yetimhanelerdeki çocukların Türkiye'ye getirilmesi sürecinde üstlendikleri aktif rolü hatırlatarak, mağdur çocukların güvenli bir geleceğe kavuşması için desteklerini sürdüreceklerini ifade etti. Toplantı, taraflara yapılan insani yardım ve tahliye çağrılarının yinelenmesiyle sona erdi.


