Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, son dönemlerin en dikkat çekici hukuki süreçlerinden birine ev sahipliği yaparken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun savunması siyasetin gündemine oturdu. Davanın 100'üncü duruşmasını yerinde takip eden Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, oturumun ardından basın mensuplarının karşısına geçerek yaşananları değerlendirdi. İki liderin açıklamaları, sadece bir davanın değil, Türkiye'deki hukuk anlayışının da bir yansıması olarak yorumlandı.

Kasa Evler ve Kayyum Tartışmaları
Özgür Özel, konuşmasında İmamoğlu'nun savunmasının detaylarına odaklanarak, yöneltilen iddiaların somut kanıtlarla çürütüldüğünü vurguladı. Özel, İmamoğlu'nun İstanbul'a kazandırdığı hizmetleri tek tek sıralayarak, belediye kaynaklarının israf edilmeden doğru yerlere harcandığını belirtti. Özellikle Esenyurt'a atanan kayyumun çevresinde gelişen olaylara dikkat çeken Özel, bir tarafta İstanbul'un her kuruşunu hizmete dönüştüren bir anlayışın, diğer tarafta ise 'kasa ev' olarak adlandırılan ve milyonlarca avronun saklandığı özel mekanların bulunduğunu ifade etti. Bu durumun milletin gözü önünde cereyan ettiğini belirten Özel, iftira siyasetine karşı gerçeklerin gün yüzüne çıktığını savundu.
Hukukun Üstünlüğü ve Vicdani Sorumluluk
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ise duruşma salonundaki atmosferi insani ve vicdani bir sorumluluk olarak tanımladı. Dervişoğlu, yargılamanın cezalandırma odaklı bir sürece dönüştüğünü öne sürerek, tutuklamayı gerektirecek hiçbir somut isnadın bulunmadığını dile getirdi. Mahkeme heyetinin yerinde olmayı istemediğini belirten Dervişoğlu, İmamoğlu'nun savunmasını ise hakkı ve adaleti savunan, kişisel çıkarların ötesine geçen tarihi bir duruş olarak nitelendirdi. Türkiye'de uzun süredir kişiye özel hukuk düzeni inşa edilmeye çalışıldığını iddia eden Dervişoğlu, her zaman adaletin ve özgürlüklerin yanında olmaya devam edeceğini yineledi.
Siyasetin Ortak Adalet Çağrısı
İki liderin Silivri'deki varlığı, muhalefetin hukuksuzluk olarak tanımladığı süreçlere karşı ortak bir tavır geliştirme çabası olarak değerlendirildi. Duruşma salonunda sergilenen bu birliktelik, sadece İmamoğlu'nun davasıyla sınırlı kalmayıp, Türkiye'nin genel demokrasi ve hukuk standartlarına dair bir mesaj niteliği taşıyordu. Özel ve Dervişoğlu, hukukun üstünlüğüne olan inancın yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurgularken, kişisel hak ve özgürlüklerin korunmasının demokrasi için vazgeçilmez olduğunu hatırlattı. Sürecin devamında mahkeme heyetinin nasıl bir yol izleyeceği merakla beklenirken, siyasi liderlerin bu çıkışları kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.