İstanbul Tuzla'da 17 Haziran akşamı yaşanan ve 36 yaşındaki Bora Gülalp'in hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan trafik kazası, yargı sürecindeki ilk duruşmada alınan tahliye kararıyla yeni bir boyut kazandı. Aydınlı Yolu üzerinde seyir halindeyken arkadan gelen bir minibüsün çarpması sonucu ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan Gülalp'in ailesi, mahkemenin minibüs şoförü Mahmut A. hakkında verdiği tahliye kararına sert tepki gösterdi. Aile, olayın basit bir trafik kazası olmadığını, şoförün ihmalinin ve hızının ölüme davetiye çıkardığını savunuyor.

Kamera kayıtları ihmali gözler önüne seriyor
Kazanın ardından ortaya çıkan görüntüler, ailenin iddialarını destekler nitelikte. Ağabey Cem Gülalp, kardeşinin motosikletiyle sağ şeride yanaştığı ve sinyal verdiği sırada, minibüs şoförünün yavaşlamak yerine vites artırarak hızlandığını belirtti. Görüntülerde şoförün direksiyon başında sigara içtiği ve yola odaklanmadığının görüldüğünü ifade eden ağabey Gülalp, kardeşinin çarpmanın şiddetiyle yaklaşık 20 metre havaya fırladığını ve ağaçlık alana düştüğünü anlattı. Kardeşinin her zaman tam korumalı ekipmanla sürüş yaptığını vurgulayan Cem Gülalp, buna rağmen karaciğerinde oluşan ağır hasar nedeniyle kanamanın durdurulamadığını ve sabaha karşı hayatını kaybettiğini dile getirdi.

Anne Gülalp: Bu bir kaza değil, cana kast
Mahkeme salonunda yaşadığı hayal kırıklığını dile getiren anne Semiha Gülalp, karşı tarafın avukatının bilirkişi raporunu çürütmeye yönelik çabalarının yargı makamı tarafından kabul görmesine isyan etti. Üç emekli trafik müdürünün imzasını taşıyan ve şoförü yüzde 100 kusurlu bulan raporun göz ardı edildiğini savunan anne Gülalp, oğlunun Şanlıurfa Suruç'ta askerlik görevini başarıyla tamamlayıp döndüğünü ancak bir trafik terörüne kurban gittiğini söyledi. Şoförün mahkemede 55 kilometre hızla gittiğini iddia etmesini kabul etmeyen aile, adaletin yerini bulmasını bekliyor.

Kayıp telefonun peşindeler
Kazanın hemen ardından Bora Gülalp'in bilincinin açık olduğu ve çevredeki bir kuryeden abisini aramasını istediği öğrenildi. Ancak kaza anında yanında bulunan cep telefonunun kaybolması, aileyi yeni bir arayışa itti. Anne Semiha Gülalp, oğlunun son anlarına dair izler taşıyan telefonun bulunması için çağrıda bulunarak, telefonu bulan veya alan kişilerin kendilerine ulaştırmasını istedi. Aile, hukuk mücadelesini sonuna kadar sürdüreceklerini ve bu davanın sadece bir trafik kazası dosyası olarak kapatılmasına izin vermeyeceklerini vurguluyor.




