Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbul Bölge Müdürlüğü Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen Vesayet İnşalarına Karşı Milli İrade Mücadelesi Paneli'nde önemli açıklamalarda bulundu. Duran, Türkiye'nin geçmişte yaşadığı karanlık dönemlerin ve demokrasiye vurulan darbelerin, milletin kolektif hafızasında canlı tutulması gerektiğinin altını çizdi. Konuşmasında, 15 Temmuz'da sergilenen duruşun, Türkiye'nin darbelere ve milli iradeyi hedef alan her türlü vesayet girişimine karşı gösterdiği kararlılığın en somut kanıtı olduğunu belirtti.

Geçmişin İzleri ve Demokrasiye Dönüşen Adalar
Duran, 16 ve 17 Eylül tarihlerinin Türk siyasi tarihinin en acı sayfalarından biri olduğunu hatırlatarak, merhum Başbakan Adnan Menderes ile bakanlar Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın idam edilişlerinin 65. yıl dönümüne dikkat çekti. Yıllarca Yassıada olarak anılan ve hüzünlü bir hatırayı temsil eden mekanın, bugün Demokrasi ve Özgürlükler Adası'na dönüştürülmesinin, geçmişe duyulan hürmetin bir nişanesi olduğunu ifade etti. Bu dönüşümün, sadece fiziksel bir imar değil, aynı zamanda milletin iradesine sahip çıkma kararlılığının bir sembolü olduğunu vurgulayan Duran, geçmişte yaşananların unutulmaması gerektiğini, aksi takdirde geleceğin sağlıklı bir şekilde kurgulanamayacağını belirtti.

Vesayet Zincirlerinin Kırılışı ve Yeni Türkiye Vizyonu
Konuşmasında 1960 darbesinden 15 Temmuz'a kadar uzanan süreci değerlendiren İletişim Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde statükonun dayatmalarına karşı verilen mücadelenin, vesayet odaklarını geri dönülmez şekilde tasfiye ettiğini söyledi. 28 Şubat, e-muhtıra, MİT krizi, 17-25 Aralık kumpasları ve Gezi olayları gibi kritik dönemeçlerin, Türkiye'yi hizaya sokma çabaları olduğunu belirten Duran, tüm bu girişimlerin milletin iradesi karşısında başarısızlığa uğradığını ifade etti. Türkiye'nin artık kendi geleceğine milli kararlarıyla yön verdiğini ve küresel vesayet projelerini boşa çıkaracak bir kapasiteye ulaştığını dile getirdi.

Küresel Vicdanın Sesi ve Adalet Arayışı
Türkiye'nin sadece ulusal değil, uluslararası alanda da adaletsizliklere karşı dik bir duruş sergilediğini belirten Duran, Daha adil bir dünya mümkün çağrısının, dünyadaki vesayet sistemine karşı bir başkaldırı olduğunu savundu. Özellikle Gazze'de yaşanan insani kriz karşısında uluslararası kurumların sessizliğine inat, Türkiye'nin mazlumun yanında yer alarak küresel vicdanın sesi haline geldiğini vurguladı. İletişim Başkanlığı olarak, Türkiye'nin bu haklı mücadelesini dünyaya duyurmak için çalıştıklarını belirten Duran, lansmanı yapılan Cumhurbaşkanlığı Arşivinden Fotoğraflarla Demokrasiye Vurulan Darbe: 27 Mayıs kitabının, toplumsal hafızayı tazelemek adına önemli bir kaynak olduğunu sözlerine ekledi.
