Dünya genelinde her yıl milyonlarca kadını etkileyen ve kadınlar arasında en sık rastlanan kanser türü olma özelliğini koruyan meme kanseri, modern tıbbın sunduğu imkanlara rağmen hala ciddi bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. Türk Kanser Derneği, Ekim ayı farkındalık çalışmaları çerçevesinde İstanbul'da gerçekleştirdiği özel bir toplantıda, hastalığın sadece istatistiklerden ibaret olmadığını, her bir vakanın arkasında değişen hayatlar ve aileler bulunduğunu vurguladı. Uzmanlar, özellikle hiçbir belirti göstermeyen bireylerin bile kendilerini güvende hissederek kontrollerini ertelemelerinin büyük bir risk taşıdığı konusunda hemfikir.

Erken teşhis tedavi yükünü hafifletiyor
Türk Kanser Derneği Başkanı Burak Duruman, hastalığın henüz hiçbir fiziksel belirti vermediği dönemlerde yakalanmasının, tedavi sürecinin seyrini tamamen değiştirdiğini belirtti. Erken evrede teşhis edilen vakalarda, cerrahi müdahalelerin kapsamının daraldığını ve kemoterapi gibi ağır tedavi yöntemlerine duyulan ihtiyacın azaldığını ifade eden Duruman, bu durumun hastanın yaşam kalitesini korumasına doğrudan katkı sağladığını dile getirdi. Dernek, maddi veya manevi imkanları kısıtlı olan ya da nereden başlayacağını bilemeyen kadınlar için ücretsiz tarama süreçlerine erişim desteği sunduklarını ve bir telefonla rehberlik hizmeti verdiklerini hatırlattı.

Kırk yaş sınırı ve tarama alışkanlıkları
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Eralp, Türkiye'deki mevcut vaka sayılarına dikkat çekerek, tarama programlarının yaygınlaştırılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Resmi tarama yaşının 50 olarak belirlenmesine rağmen, klinik verilerin 40 yaşından itibaren rutin kontrollerin başlaması gerektiğini işaret ettiğini belirten Eralp, özellikle aile öyküsü olan kadınların bu konuda daha hassas davranması gerektiğini ifade etti. Birinci evrede yakalanan tümörlerde başarı oranının yüzde 95 seviyelerine ulaştığını belirten uzmanlar, hastalığın evresi ilerledikçe bu başarının düştüğünü, bu nedenle taramaların bir yaşam biçimi haline getirilmesi gerektiğini savundu.

Kanser algısını değiştirmek mücadelenin ilk adımı
Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Berrin Pehlivan, toplumdaki kanser algısının tedavi sürecini olumsuz etkileyen en büyük bariyerlerden biri olduğunu belirtti. Kanserin artık kronik ve yönetilebilir bir hastalık haline geldiğini ifade eden Pehlivan, yaşam tarzı değişikliklerinin önemine değinerek, hastalığa bakış açısının korkudan ziyade bilinçli bir mücadeleye evrilmesi gerektiğini söyledi. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Aylin Hande Gökçe ise memede hissedilen her kitlenin kanser anlamına gelmediğini, ancak korkuyla erteleme yapmanın en büyük hata olduğunu belirterek, kadınlara korkmadan ama vakit kaybetmeden uzman hekime başvurmaları çağrısında bulundu.

