Yalova kent merkezinde, sadece 10 metrekarelik mütevazı bir dükkan, yarım asrı aşkın bir emeğin ve unutulmaya yüz tutmuş bir zanaatın son kalesi olarak varlığını sürdürüyor. 64 yaşındaki Celil Kurt, 1971 yılından bu yana aralıksız bir şekilde icra ettiği ayakkabı tamirciliği mesleğinde, bugün sektörün son temsilcilerinden biri olmanın ağırlığını omuzlarında taşıyor. İstanbul’da adım attığı bu zanaat yolculuğunda bir dönem ayakkabı imalatı da yapan Kurt, zamanla değişen ekonomik koşullar ve tüketim alışkanlıkları nedeniyle ağırlıklı olarak tamir işlerine odaklanmak zorunda kaldı. Bugün ise o küçük dükkanın kapısından giren her müşteri, aslında sadece bir ayakkabıyı değil, kaybolmakta olan bir kültürün son izlerini de beraberinde getiriyor.

Tüketim çılgınlığı zanaatı nasıl vurdu?
Geçmiş yıllarda insanların yeni bir ayakkabı satın almak yerine mevcut olanı tamir ettirmeyi tercih ettiğini belirten Celil Kurt, 1976 ile 1990 yılları arasındaki dönemi mesleğinin altın çağı olarak tanımlıyor. O yıllarda kösele ayakkabıların tamiri için harcanan yoğun emeğin, günümüzde yerini çok daha farklı bir tabloya bıraktığını ifade eden Kurt, 2010 yılından itibaren piyasayı ele geçiren ucuz ve seri üretim ayakkabıların, tamircilik sektörünü ciddi bir darboğaza soktuğunu belirtiyor. Vatandaşların, tamir ücreti ödemek yerine düşük maliyetli yeni ürünlere yönelmesi, zanaatkarın iş hacmini daraltan en önemli etkenlerden biri haline geldi. Ancak son dönemde artan hayat pahalılığı ve ayakkabı fiyatlarındaki yükseliş, tüketicileri yeniden tamir yoluna itmeye başladı. Özellikle spor ayakkabıların kısa sürede yıpranan file kısımları veya topuk bölgeleri, Kurt’un dükkanındaki en yoğun mesaiyi oluşturuyor.

Yeni nesil usta yetişmiyor
Mesleğin geleceğine dair oldukça karamsar bir tablo çizen Celil Kurt, sektördeki en genç ustanın bile 50-55 yaşlarında olduğuna dikkat çekiyor. Çırak yetişmemesinin, ayakkabı tamirciliğinin önündeki en büyük engel olduğunu vurgulayan Kurt, mevcut ustaların elden ayaktan düşmesiyle birlikte bu zanaatın 10 ile 15 yıl içerisinde tamamen tarihe karışacağı uyarısında bulunuyor. Her dükkanda en az bir çırak yetişmiş olsaydı, bu kadim mesleğin geleceğinin garanti altına alınabileceğini belirten usta, gençlerin bu alana yönelmesi gerektiğini savunuyor. Yeni ayakkabı imalatının maliyetlerin yüksekliği nedeniyle neredeyse durma noktasına geldiği günümüzde, 10 bin liradan başlayan üretim fiyatları da vatandaşın alım gücünü zorluyor.

Tamir ekonomisi ve güncel maliyetler
Günümüzde ayakkabı tamir ücretleri, yapılan işlemin niteliğine ve kullanılan malzemeye göre değişkenlik gösteriyor. Basit dokunuşlar 50 ile 100 lira arasında bir maliyetle çözülebilirken, spor ayakkabıların arka kısımlarına yapılan kapsamlı işlemler veya file değişimleri 500 lira civarında bir bedelle karşılık buluyor. Temizlik işlemleri için de benzer rakamlar talep eden Kurt, her bir işlemin arkasında büyük bir el emeği ve tecrübe yattığını hatırlatıyor. Yeni ayakkabı yapımına dair taleplerin yok denecek kadar azaldığı bu dönemde, Celil Kurt gibi zanaatkarlar, ellerindeki son imkanlarla ayakkabı tamirciliğini yaşatmaya çalışıyor. Ancak bu çaba, çırak desteği olmadan sadece bir ustanın gayretiyle sınırlı kaldığında, mesleğin tükenişini engellemek için yeterli olmuyor. Kurt, her şeye rağmen dükkanının kapısını her sabah aynı umutla açmaya devam ediyor.


