İzmirli Haydar Koçak için 1977 yılının Ağustos ayı, hayatının en büyük heyecanlarından birine sahne olmuştu. Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'ni kazandığını öğrendiğinde annesiyle birlikte yaşadığı o büyük sevinç, henüz 17 yaşındaki bir gencin geleceğe dair kurduğu en parlak hayaldi. Ancak bu hayal, sadece üç yıl sonra Türkiye'nin üzerine çöken 12 Eylül 1980 askeri darbesinin karanlık gölgesiyle kesintiye uğradı. Okuldan atılmakla kalmayıp cezaevi kapılarını gören Koçak için o günden sonra hayat, bambaşka bir mecraya evrildi.
Cezaevi duvarları arasında filizlenen yeni bir kariyer
Darbe sonrası Mamak Cezaevi'nde geçen zorlu yıllar, Koçak'ın karakterini çelik gibi sertleştirdi. Umutsuzluğa kapılmak yerine, cezaevinin kısıtlı imkanları içinde kendini geliştirmeye odaklandı. Matematiksel zekasını kullanarak yazılım dünyasına adım atan Koçak, cezaevinden çıktıktan sonra bu alanda uzmanlaşarak 25 yıl boyunca bilişim sektöründe yöneticilik yaptı. Gazetecilikten ticarete kadar pek çok farklı alanda ter döken Koçak, hayatın getirdiği tüm zorluklara rağmen eczacılık tutkusunu kalbinin bir köşesinde hep canlı tuttu. Hatta sektörle bağını koparmamak için eczacılık odalarıyla iş birliği yaparak bilgisayar kampanyaları düzenledi, mesleğin mutfağında yer almaya devam etti.
48 yıl sonra gelen mezuniyet ve yeni bir başlangıç
Hayatının dönüm noktası ise 2011 yılında çıkan öğrenci affı oldu. O dönemde 51 yaşında olan, Ankara'da meclis temsilciliği yapan ve sorumlulukları omuzlarında taşıyan Koçak, hiç tereddüt etmeden kaydını yeniledi. Tam 14 yıl süren, Ankara ile İzmir arasında mekik dokuduğu, hem çalışıp hem okuduğu bu uzun maraton, 65 yaşında gelen diplomayla taçlandı. Mezuniyet töreninde cübbesini giyip diplomasını torunuyla birlikte alan Koçak, bu anın sadece bir okul bitirme değil, yarım asırlık bir sözün tutulması olduğunu ifade etti.
Torununa miras bırakılan eczane: Dünyam
Eğitim hayatını noktaladıktan sonra İzmir Konak'ta hayallerini süsleyen eczanesini açan Koçak, buraya torununun isminden esinlenerek Dünyam Eczanesi adını verdi. Bugün artık eczanesinin önünde kurdele keserken yanında yine torunu vardı. Hayatının her evresinde karşılaştığı iflaslar, acılar ve engeller için zerre kadar pişmanlık duymadığını belirten Koçak, yaşadığı tüm zorlukların onu bugünkü mutluluğuna ulaştıran birer basamak olduğunu vurguluyor. Şimdi ise en büyük arzusu, bu eczaneyi torununa devrederek ona bırakabileceği en kıymetli mirası, yani mesleki bir geleceği hediye etmek. Koçak'ın hikayesi, yaşın sadece bir sayıdan ibaret olduğunu ve hayallerin peşinden gitmek için hiçbir zaman geç olmadığını kanıtlayan bir yaşam dersi niteliğinde.