Adana, tarımsal üretimin kalbi olmasının yanı sıra son yıllarda plastik atık yönetimindeki çarpıcı verilerle de gündeme geliyor. Kentte düzenlenen mikroplastik kirliliği konulu forum, bölgenin karşı karşıya olduğu çevresel riskleri gözler önüne serdi. Seyhan ilçesindeki bir sanat merkezinde bir araya gelen uzmanlar ve katılımcılar, plastik atıkların sadece bir çöp sorunu olmadığını, aynı zamanda ekosistemi derinden etkileyen mikroplastik kirliliğinin ana kaynağı haline geldiğini vurguladı.
Ekonomik cazibe çevre felaketine mi dönüşüyor?
Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, Türkiye’nin plastik atık ithalatında neden ilk sıralarda yer aldığını çarpıcı bir tespitle açıkladı. Avrupa ülkelerinde geri dönüşüm tesisi kurmanın ve işletmenin maliyetli olması, bu ülkelerin atıklarını Türkiye gibi maliyet avantajı sunan ülkelere ihraç etmesine yol açıyor. Ancak bu durum, Türkiye’nin kendi atıklarını yönetmek yerine dışarıdan gelen atıklarla dolmasına neden oluyor. Prof. Dr. Gündoğdu, geri dönüştürülen ürünlerden elde edilen gelirin, bu süreçte harcanan maliyeti karşılamakta çoğu zaman yetersiz kaldığını belirterek, ekonomik kazanç arayışının çevresel bir bedeli olduğunu ifade etti.
Adana'nın atık kapasitesi ve ithalat verileri
Adana’nın kendi ürettiği plastik atık miktarının çok üzerinde bir işleme kapasitesine sahip olması, kentin neden bir atık merkezine dönüştüğünü açıklıyor. Kentte yaklaşık 300 ile 400 bin ton arasında plastik atık işleme kapasitesi bulunuyor. Oysa kentin kendi nüfusuna oranla ürettiği atık miktarı bu rakamın oldukça altında kalıyor. Veriler, Adana’ya yıllık yaklaşık 400 bin ton plastik atık getirildiğini gösteriyor. Sadece nisan ayında 82 bin ton, mayıs ayında ise 75-80 bin ton civarında plastik atık ithal edildiği belirtiliyor. Bu atıkların büyük bir kısmı Avrupa Birliği ülkeleri, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri gibi gelişmiş ekonomilerden geliyor. Prof. Dr. Gündoğdu, bu tesislerin Adana’nın kendi topladığı yerel atıkları işlemek yerine ithal atıklara odaklanmasının, kentin atık yönetim stratejisinde ciddi bir sapmaya işaret ettiğini belirtiyor.
Yangınlar ve mikroplastiklerin gizli yayılımı
Plastik atıkların yönetimi sadece ithalat rakamlarıyla sınırlı değil; tesislerde yaşanan yangınlar da büyük bir çevresel tehdit oluşturuyor. Adana’da son yıllarda geri dönüşüm tesislerinde meydana gelen yangınların sayısı endişe verici boyutlara ulaştı. 2023 yılında zirve yapan yangın vakaları, 2026 yılının ilk yarısında da devam ederek 3 büyük yangınla kayıtlara geçti. Bu verilerin sadece basına yansıyanlardan ibaret olması, durumun vahametini artırıyor. Haritalar incelendiğinde, kaçak plastik dökümlerinin, nehirlere ve kanallara karışan atıkların ve tesis yangınlarının yoğunlaştığı bölgelerin birbirini büyük ölçüde örtüştüğü görülüyor.
Tarım alanlarında mikroplastik riski
Bölgedeki tarımsal faaliyetler de bu kirlilikten nasibini alıyor. Özellikle damla sulama sistemlerinin yaygın olduğu Çukurova’da, plastiklerin parçalanmasıyla ortaya çıkan mikroplastikler doğrudan toprağa ve suya karışıyor. Geri dönüşüm tesislerinin, plastikleri işleme ve parçalama süreçlerinde çevreye ciddi miktarda mikroplastik yaydığı biliniyor. Bu tesisler, Türkiye’deki en önemli mikroplastik kaynaklarından biri olarak kabul ediliyor. Prof. Dr. Gündoğdu, mikroplastiklerin su kaynakları ve canlılar üzerindeki etkilerinin uzun vadede geri dönülemez zararlar verebileceği konusunda uyarıyor. Kentin tarımsal üretim gücünün korunması için plastik atık yönetiminin daha sıkı denetlenmesi ve mikroplastik yayılımının önüne geçecek önlemlerin acilen hayata geçirilmesi gerektiği forumun ana gündem maddelerinden biri oldu.