Havadis | Yaşam | Batı Karadeniz’in saklı cenneti Bartın’da koruma kalkanı: Doğal miras geleceğe taşınıyor

Batı Karadeniz’in saklı cenneti Bartın’da koruma kalkanı: Doğal miras geleceğe taşınıyor

MÖ 3000 yılına uzanan köklü geçmişiyle dikkat çeken Bartın, eşsiz doğal güzelliklerini gelecek nesillere aktarmak için koruma çalışmalarını hızlandırdı. Son iki yılda sit alanı sayısı 20'ye yükseltilirken, bölgedeki tescilli koruma alanlarının toplam sayısı 36'ya ulaştı.

MÖ 3000 yılına uzanan köklü geçmişiyle dikkat çeken Bartın, eşsiz doğal güzelliklerini gelecek nesillere aktarmak için koruma çalışmalarını hızlandırdı. Son iki yılda sit alanı sayısı 20'ye yükseltilirken, bölgedeki tescilli koruma alanlarının toplam sayısı 36'ya ulaştı.

Batı Karadeniz’in saklı cenneti Bartın’da koruma kalkanı: Doğal miras geleceğe taşınıyor
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Batı Karadeniz’in kalbinde yer alan ve antik çağlardan bu yana nehir ticareti ile stratejik bir merkez olma özelliğini koruyan Bartın, bugün sahip olduğu doğal mirası titizlikle geleceğe taşıma hedefiyle hareket ediyor. MÖ 3000’li yıllara kadar uzanan köklü bir tarihsel arka plana sahip olan kent, sadece tarihi dokusuyla değil, aynı zamanda el değmemiş koyları, görkemli şelaleleri ve jeolojik oluşumlarıyla da dikkat çekiyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesindeki Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, bölgenin bu eşsiz değerlerini koruma altına almak için son iki yıldır yoğun bir mesai harcıyor. Bu kapsamda yürütülen çalışmalar sonucunda, kentteki doğal sit alanı sayısı 19’dan 20’ye çıkarıldı ve mevcut alanların koruma statüleri yeniden gözden geçirilerek güncellendi.

Doğal mirasın tescil süreci ve yeni adımlar

Bartın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Tabiat Varlıklarını Koruma İşlerinden Sorumlu Şube Müdürlüğü, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Ekipler, Güzelcehisar-Büyükkızılkum bölgesini de sit alanları listesine dahil ederek koruma kalkanını genişletti. Bununla da yetinmeyen uzmanlar, bölgedeki üç farklı potansiyel alanın daha tescil edilmesi için bilimsel süreçleri başlattı. Bakanlık tarafından bu alanlar için hazırlanan Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma raporları, gerekli değerlendirmelerin yapılması amacıyla İl Müdürlüğüne iletildi. Sit Alanları Yönetim Sistemi verilerine göre, Bartın sınırları içerisinde 20 doğal sit alanı, 13 anıt ağaç ve 3 mağara olmak üzere toplam 36 tescilli koruma alanı bulunuyor.

Hassas alanlarda koruma dereceleri belirlendi

Bölgedeki doğal varlıkların korunması amacıyla yapılan sınıflandırmalar, alanların karakteristik özelliklerine göre titizlikle belirlendi. Göçkündemirci’nin el değmemiş kıyıları ve 169 metre uzunluğundaki sarkıt-dikitli mağarası 1. Derece SİT alanı olarak tescillenirken; Güzelcehisar Lav Sütunları, Tekkeönü kale kalıntıları, Tavşan Adası, Poseidon Mabedi, Kuşna Kayalıkları ve Ulukaya Şelalesi Kesin Korunacak Hassas Alan statüsüne alındı. Ayrıca, Safranbolu Yolu üzerindeki meşhur ağaç tünel, Amasra Boztepe ve Bartın Irmağı gibi noktalar, Nitelikli Doğal Koruma Alanı veya Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı olarak tanımlanarak koruma altına alındı. Bu düzenlemeler, bölgenin ekolojik dengesinin korunması ve turizm faaliyetlerinin doğayla uyumlu bir şekilde sürdürülmesi açısından kritik bir öneme sahip.

Yatırımcılar için yasal yol haritası

Doğal sit alanları içerisinde herhangi bir uygulama veya yatırım yapmayı planlayan kurum, kuruluş ya da şahıslar için net bir yasal çerçeve çizilmiş durumda. Bakanlığın internet sitesinde yer alan başvuru evrakları ile İl Müdürlüğüne müracaat edilmesi zorunluluğu bulunuyor. Başvurular, Karabük Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu tarafından değerlendirilerek karara bağlanıyor. Yetkililer, izinsiz yapılan uygulamaların 2863 sayılı kanun uyarınca ağır yaptırımları olduğunu hatırlatarak, Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacağını vurguluyor. Kurumun temel hedefi, Bartın’ın doğal mirasını gelecek kuşaklara bozulmadan aktarmak ve toplumda doğa bilincini artırmak olarak özetleniyor. Bu süreçte vatandaşların duyarlılığı, bölgenin korunması adına en büyük güvence olarak görülüyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız