Havadis | Yaşam | Bir bavul dolusu hayalle gidip gurbetin kalbine yerleştiler: Dönüş bileti hiç kesilmedi

Bir bavul dolusu hayalle gidip gurbetin kalbine yerleştiler: Dönüş bileti hiç kesilmedi

Türkiye ile Almanya arasında 1961 yılında imzalanan İşgücü Anlaşması'nın üzerinden geçen 65 yıl, gurbetçilerin 'birikim yapıp döneceğiz' hayallerini nasıl değiştirdi? Berlin'in Kreuzberg sokaklarında yankılanan yarım asırlık göç hikayeleri, vatan hasretinin ve değişen yaşamların izini sürüyor.

Türkiye ile Almanya arasında 1961 yılında imzalanan İşgücü Anlaşması'nın üzerinden geçen 65 yıl, gurbetçilerin 'birikim yapıp döneceğiz' hayallerini nasıl değiştirdi? Berlin'in Kreuzberg sokaklarında yankılanan yarım asırlık göç hikayeleri, vatan hasretinin ve değişen yaşamların izini sürüyor.

Bir bavul dolusu hayalle gidip gurbetin kalbine yerleştiler: Dönüş bileti hiç kesilmedi
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Türkiye ile Almanya arasında 30 Ekim 1961 tarihinde imzalanan İşgücü Anlaşması, sadece iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri değil, milyonlarca insanın kaderini de kökten değiştirdi. O dönemde binlerce Türk vatandaşı, birkaç yıl çalışıp birikim yaparak memlekete dönmek ve köyüne ev yaptırmak hayaliyle yola çıktı. Ancak 56 yıl önce henüz çocuk yaşta Almanya'ya ayak basan Emin Acar'ın tanıklık ettiği üzere, bu geçici çalışma planları zamanla geri dönüşü olmayan bir yaşam biçimine dönüştü. Gurbetçilerin kurduğu hayaller, yerini Almanya'da kök salan ailelere, büyüyen torunlara ve artık Türkiye'ye gidildiğinde bile yabancılık çekilen bir sürece bıraktı.

Trafik ışıklarında başlayan şaşkınlık ve getto hayatı

Emin Acar, 1970'li yılların Berlin'ini anlatırken, o dönemde yaşanan kültürel şoku ve adaptasyon sürecini çarpıcı detaylarla aktarıyor. Henüz 5 yaşındayken geldiği Berlin'de, trafik ışıklarını ilk kez görmenin yarattığı şaşkınlıktan, sobalı ve ortak kullanımlı tuvaletleri olan evlerdeki zorlu yaşam koşullarına kadar her şey, o dönem gelenler için bambaşka bir dünyanın kapılarını aralıyordu. Özellikle Kreuzberg bölgesi, Türkiye'den gelenlerin yoğunlaştığı bir merkez haline gelirken, Alman ailelerin oturduğu bölgelere taşınmanın dahi uzun yıllar boyunca neredeyse imkansız olduğu bir ambargo dönemi yaşandı. Acar, 90'lı yıllara kadar süren bu kapalı yaşamın, ancak Almanya'nın birleşmesiyle yavaş yavaş kırıldığını ifade ediyor.

Küçük İstanbul'da geçen yarım asır

Almanya'da balıkçılık yapan Murat Kazar ise, 2009 yılından bu yana Berlin'de sürdürdüğü yaşamında, Kreuzberg'in neden Küçük İstanbul olarak anıldığını kendi gözlemleriyle açıklıyor. Kazar'a göre, bölgedeki yoğun Türk nüfusu sayesinde Almanca bilmeden dahi günlük hayatı sürdürmek mümkün olsa da, gerçek adaptasyon süreci çok daha sancılı geçti. İlk kuşak gurbetçilerin dil bariyeri nedeniyle yaşadığı zorluklar, işten eve uzanan kısıtlı bir sosyal çevreye hapsolmalarına neden oldu. Kazar, Kemal Sunal'ın efsanevi Polizei filminin çekildiği dükkanda bugün balıkçılık yapmanın, o günlerden bugüne uzanan kültürel bir köprü kurduğunu belirtiyor. O dönem gazete bayisi olan dükkan, bugün gurbetçilerin uğrak noktası olarak geçmişin izlerini taşımaya devam ediyor.

Vatan hasreti ile gurbet gerçeği arasında bir ömür

Bugün gelinen noktada, 65 yıllık göç serüveni, gurbetçiler için hem bir başarı hikayesi hem de derin bir vatan hasreti barındırıyor. Emin Acar, Türkiye'de her şeyin mevcut olduğu günümüz şartlarında, iyi bir mesleği olanın Almanya'ya gelmesinin zorluklarına dikkat çekiyor. Emekli olan gurbetçilerin Türkiye'ye dönme hayalleri, artık sadece birkaç aylık ziyaretlerle sınırlı kalıyor; çünkü 60-70 yıl boyunca kurulan çevre, alışkanlıklar ve değişen Türkiye, onları artık tam anlamıyla bir 'dönüş' yapmaktan alıkoyuyor. 2000'li yıllardan sonra artan kültürel etkinlikler, saz kursları ve konsolosluk faaliyetleri, yeni nesil gurbetçilerin kökleriyle bağlarını korumasına yardımcı olsa da, ilk kuşak için gurbet artık sadece bir çalışma yeri değil, hayatlarının büyük bir kısmını adadıkları bir vatan haline geldi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız