Antalya'nın Konyaaltı ilçesinde yer alan ve zaman zaman kirlilik tartışmalarıyla gündeme gelen Boğaçayı'nda, bölgenin ekolojik yapısına dair uzmanlar ve yerel yönetim temsilcileri bir araya gelerek önemli açıklamalarda bulundu. Kamuoyunda sıkça dile getirilen kirlilik iddialarının aksine, uzmanlar bölgedeki sazlıkların aslında doğanın kendi kendini onarma sürecinin bir parçası olduğunu ve bölge için hayati bir öneme sahip olduğunu belirtti. Antalya Büyükşehir Belediyesi Çevre Kurulu Başkanı Yüksek Çevre Mühendisi Lokman Atasoy, bilim kurulu üyeleri ve akademisyenlerle birlikte yaptığı değerlendirmede, sazlıkların kirlilik olarak nitelendirilmesinin bilimsel temeli olmadığını ifade etti.
Doğal bir filtre ve yaşam alanı
Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, sazlıkların sadece bir bitki örtüsü değil, aynı zamanda kuşlar ve balıklar için vazgeçilmez bir yuva olduğunu vurguladı. Gökoğlu, bu alanların yukarıdan gelen atıkların denize ulaşmasını engelleyen doğal bir arıtma sistemi görevi gördüğünü belirterek, sazlıkların yok edilmesinin ekosisteme ciddi zararlar vereceğini dile getirdi. Özellikle kuşların üreme ve beslenme alanı olarak kullandığı bu bölgenin, Antalya'nın biyolojik çeşitliliği için kritik bir öneme sahip olduğunu belirten uzmanlar, Boğaçayı'nın kendi haline bırakılması gerektiği konusunda hemfikir. Kuş gözlemcisi Umut Özten ise bölgede bugüne kadar 233 farklı kuş türünün tespit edildiğini hatırlatarak, alanın korunmasının göçmen kuşlar ve yerel türler için hayati bir sığınak olduğunu ifade etti.
İnsan kaynaklı atıklar ekosistemi tehdit ediyor
Belediye ekiplerinin bölgedeki temizlik çalışmaları ise kirliliğin asıl kaynağını ortaya koyuyor. Lokman Atasoy, sadece bu yıl içerisinde 320 ton sucul otun yanı sıra yaklaşık 4 ton fiziksel atık toplandığını açıkladı. Atasoy, temizlik çalışmaları sırasında sazlıkların arasından çıkarılan lastikler, çamaşır makineleri, sandalyeler ve plastik atıkların, bölgedeki kirliliğin doğadan değil, insan kaynaklı olduğunu kanıtladığını belirtti. Bilim kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda, sazlıklara zarar vermeden kontrollü bir temizlik süreci yürüttüklerini ifade eden Atasoy, doğayla mücadele etmek yerine onunla uyum içinde yaşamanın önemine dikkat çekti.
Proje geçmişi ve Konyaaltı Plajı uyarısı
Boğaçayı'nda geçmişte planlanan projelerin ekolojik dengeler üzerindeki etkileri de yeniden gündeme geldi. Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı, 2018 yılında gündeme gelen Boğaçayı Projesi'nin doğaya müdahale içerdiğini ve bu tür yapılaşmaların Konyaaltı Plajı'nın doğal oluşum sürecini olumsuz etkilediğini savundu. Karancı, nehir ağızlarındaki sediman akışının kesilmesinin plajın geleceği için bir risk oluşturduğunu belirterek, bölgedeki müdahalelerin çok daha dikkatli ve bilimsel veriler ışığında yapılması gerektiğini vurguladı. Uzmanlar, Boğaçayı'nın kendi doğal döngüsüne bırakılmasının, hem su kalitesinin iyileşmesi hem de bölgedeki canlı yaşamının devamlılığı için en sağlıklı yol olduğu konusunda birleşiyor.