Yozgat'ın Kuşçu ve Saray köyleri arasındaki 14 dönümlük arazi, 15 yıl önce sadece kuru bir bozkırdan ibaretti. Bugün ise bu alan, 76 yaşındaki emekli öğretmen Bekir Karakoç ve eşinin büyük bir özveriyle ilmek ilmek işlediği, meyve ağaçlarıyla dolu bir yeşil vaha olarak dikkat çekiyor. Çocuklarına ve torunlarına kalıcı bir miras bırakma arzusuyla yola çıkan Karakoç çifti, ticari hiçbir beklenti gütmeden, tamamen doğa sevgisi ve aile bağlarını güçlendirme amacıyla bu devasa projeyi hayata geçirdi.
Toprağa adanan 15 yıllık bir hayal
Çocukluğundan beri içinde bir ukde olarak kalan doğayla iç içe yaşama hayalini, emeklilik döneminde gerçeğe dönüştüren Bekir Karakoç, günlerinin büyük bir kısmını bu bahçede geçiriyor. 300 meyve ağacı ve yaklaşık 4 dönümlük üzüm bağıyla donatılan arazide, yöreye özgü ince kabuklu Ahmet Ağa üzümleri yetiştiriliyor. Karakoç, bu süreci sadece bir tarım faaliyeti olarak değil, aynı zamanda çocuklarına hayattayken paylaştırdığı bir yaşam alanı olarak tanımlıyor. Bahçenin sadece insanlar için değil, bölgedeki yaban hayatı için de bir sığınak olduğunu belirten Karakoç, ağaçları özellikle kuşların faydalanması için diktiğini ifade ediyor.
Doğanın kalbinde dostluk ve huzur
Bahçedeki yaşamın merkezinde sadece meyve ağaçları değil, aynı zamanda Karakoç'un arkadaşım ve dostum dediği hayvanlar da yer alıyor. Kekliklerden bıldırcınlara kadar pek çok canlıya ev sahipliği yapan bu alan, emekli öğretmenin vaktinin tamamını alıyor. Akşamın nasıl olduğunu anlamadığını belirten Karakoç, doğayla kurduğu bu derin bağın kendisine büyük bir mutluluk verdiğini dile getiriyor. Yozgat merkeze göre yaklaşık 5 derece daha sıcak bir iklime sahip olan bu bölgede, sondajla temin edilen su sayesinde yaşam oldukça konforlu bir hale getirilmiş durumda.
Torunlara bırakılan en değerli miras
Arazinin her köşesinde Karakoç'un emeği bulunuyor. Çocuklarının kendi hisselerine düşen bölümlere ev yapmaları için alan ayıran emekli öğretmen, bu evlerin inşaat süreçlerinde de bizzat çalışarak malzemelerin ötesinde bir emek ortaya koydu. Sadece kendi yetiştirdikleri meyvelerle değil, bölgede doğal olarak yetişen madımak ve yabani mantarlarla da sofralarını zenginleştiren çift, organik bir yaşamın keyfini sürüyor. 76 yaşında olmasına rağmen sabahtan akşama kadar bahçede çalışmaktan yorulmadığını belirten Karakoç, bu çabayı bir görev değil, bir yaşam biçimi olarak görüyor. Eş, dost ve tanıdık herkese kapılarını açan bu yeşil vaha, hiçbir ticari kaygı taşımadan, sadece paylaşmanın ve üretmenin verdiği huzurla varlığını sürdürüyor.