Karabük'ün tarihi dokusuyla büyüleyen Safranbolu ilçesindeki Demirciler Arastası, geçmişin görkemli günlerinden uzak olsa da hala ateşin ve çeliğin sesine ev sahipliği yapıyor. Bir zamanlar 22 dükkanın harıl harıl çalıştığı bu tarihi çarşıda, bugün sadece 5 usta mesleğini sürdürmeye çalışıyor. Bu beş ustadan biri olan 66 yaşındaki Mustafa Ümral, ilkokul yıllarında babasının yanında başladığı çıraklık serüvenini, dedesinden ve dedesinin babasından devraldığı bir miras olarak 50 yıldır aynı tutkuyla devam ettiriyor. Ancak günümüzde bu zorlu mesleği sürdürmek, sadece demiri dövmekten ibaret değil; aynı zamanda değişen dünya şartlarına ve çırak bulma krizine karşı verilen bir mücadeleyi de kapsıyor.
Çırak Yerine Eşini Yanına Aldı
Mustafa Ümral'ın mesleki yaşamındaki en büyük kırılma noktalarından biri, yanına alacak çırak bulamamasıyla yaşandı. Genç neslin artık bu ağır işe ilgi göstermemesi ve kapıdan geçenlerin sadece ücret odaklı sorular sorması, ustayı farklı bir çözüm arayışına itti. Tam da bu noktada, 15 yıl önce eşi Makbule Ümral devreye girdi. Makbule Hanım, eşinin yaşadığı çırak sıkıntısına şahit olduğunda, "Senin yaptığını ben yapamaz mıyım?" diyerek atölyenin kapısından içeri girdi. O günden bu yana, eşinin en büyük destekçisi ve çalışma arkadaşı haline gelen Makbule Ümral, sadece izlemekle kalmadı; keser, balta ve kazma gibi ürünlerin yapımında aktif rol alarak beş yıl boyunca eşinin karşısında çekiç salladı. Teknolojik imkanların artmasıyla birlikte makineleşmeye geçiş yapsalar da, çiftin arasındaki iş birliği ve dayanışma, atölyenin en önemli gücü olmaya devam ediyor.
Dürüstlükle Geçen Yarım Asır
Mustafa Ümral, mesleğinin sadece fiziksel bir güç gerektirmediğini, aynı zamanda esnaflık ahlakının da temel taşı olduğunu vurguluyor. 50 yıllık meslek hayatında dürüstlüğü ilke edindiğini belirten Ümral, "Milleti kandırarak, demiri çelik diye satarak bu iş yürümez. Biz doğruluktan kazandık ve 50 yıldır kimseyle bir kavgamız olmadı" diyerek başarısının sırrını özetliyor. Eşiyle zaman zaman atölye içinde tartışsalar da, bu durumun kısa süreli olduğunu ve hemen barıştıklarını gülümseyerek ifade ediyor. İki oğlunun da demir işini öğrendiğini ancak farklı alanlarda çalıştığını belirten usta, kendi çırağının artık eşi ve makineleri olduğunu dile getiriyor.
Mesleğe İlgi Çağrısı
Makbule Ümral ise sadece bir eş değil, aynı zamanda bu zanaatın devamlılığı için bir savunucu konumunda. Anne ve babalara seslenen Makbule Hanım, çocuklarını bu tür mesleklere alıştırmaları konusunda teşvik edici olmalarını istiyor. "Meslek demek para demek, gelecek demek" diyen Makbule Ümral, gençlerin bu kadim zanaatlara olan mesafeli duruşunun kırılması gerektiğini savunuyor. Safranbolu'nun tarihi dokusunda, ateşin başında omuz omuza veren bu çift, hem siparişleri yetiştirmekte zorlanacak kadar yoğun çalışıyor hem de çıraksızlığın getirdiği zorluklara rağmen pes etmeden üretmeye devam ediyor. Onların hikayesi, sadece bir demircilik öyküsü değil, aynı zamanda bir aile dayanışmasının ve unutulmaya yüz tutmuş bir zanaatın inatla yaşatılma çabasının en somut örneği olarak öne çıkıyor.