Şırnak’ın Cizre ilçesinde yaşam mücadelesi veren engelli bireyler, şehir merkezinde karşılaştıkları fiziksel engellerin, aslında kendi engellerinden çok daha büyük bir sorun haline geldiğini vurguluyor. Günlük ihtiyaçlarını karşılamak için evlerinden dışarı adım attıkları andan itibaren başlayan bu zorlu süreç, kaldırımlardaki rampaların yetersizliği, iş yerlerine girişteki erişilebilirlik problemleri ve kamu kurumlarındaki yapısal eksikliklerle daha da karmaşık bir hal alıyor. Engelli vatandaşlar, alışveriş yaparken, banka işlemlerini hallederken veya sadece sosyal hayatın içinde yer alırken kimseye ihtiyaç duymadan hareket edebilecekleri, engelsiz bir şehir düzeni talep ediyor.
Trafik arasında kalan yaşamlar
Baki Aydın, yaşadığı sıkıntıları dile getirirken, sabahları dışarı çıktığında karşılaştığı manzaranın çoğu zaman umut kırıcı olduğunu belirtiyor. Yolların ve kaldırımların engellilere uygun olmaması nedeniyle, tekerlekli sandalye kullanan bireylerin caddenin büyük bir kısmını işgal ederek trafik akışının arasında ilerlemek zorunda kaldığını ifade ediyor. Bu durumun hem büyük bir güvenlik riski oluşturduğunu hem de engelli bireyleri sürekli bir tehlikeyle karşı karşıya bıraktığını belirten Aydın, kamu kurumlarının ve özel işletmelerin engelli erişimine kapalı olmasının sosyal izolasyonu derinleştirdiğini savunuyor. Ayrıca, şarj istasyonlarının eksikliği nedeniyle yolda kalan engellilerin, başkalarının yardımıyla evlerine ulaşmak zorunda kalmasının onur kırıcı bir durum olduğunu ve bu sorunun sadece Cizre ile sınırlı kalmayıp ülke genelinde benzer bir tablo çizdiğini ekliyor.
Başkalarına muhtaç olmanın ağırlığı
Doğuştan engelli olan 23 yaşındaki Emrullah Aydın ise, genç bir birey olarak kendi ayakları üzerinde durmak isterken karşılaştığı engellerin psikolojik etkilerine dikkat çekiyor. Marketlere rampa olmadığı için giremediğini, bozuk yolların kaza riskini artırdığını ve bu durumun kendisini sürekli bir başkasına muhtaç hissetmesine neden olduğunu belirtiyor. Kendi istediği ürünü raftan alamamanın veya bir yerden bir yere giderken sürekli yardım beklemek zorunda kalmanın yarattığı çaresizlik duygusunun, fiziksel engelin önüne geçtiğini ifade ediyor. Yetkililerden beklentileri ise oldukça net; yolların, kaldırımların ve geçiş noktalarının engelli bireylerin bağımsızlığını destekleyecek şekilde yeniden düzenlenmesi.
Acımak yerine hakları teslim etmek
Uzun yıllardır engelli hakları üzerine çalışan ve ailesinde de engelli bireyler bulunan Aynur Özdemir, meselenin sadece fiziksel bir altyapı sorunu olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir bakış açısı meselesi olduğunu savunuyor. Engelli bireylere acımanın bir çözüm olmadığını, aksine onlara hak ettikleri yaşam standartlarını sunmanın bir zorunluluk olduğunu belirten Özdemir, yaşadığı gözlemleri şu sözlerle aktarıyor: Eniştesi ve ablasının günlük hayatta su içmekten lokantaya girmeye kadar her adımda engellerle karşılaştığını, rampaların ya araçlar tarafından işgal edildiğini ya da tekerlekli sandalye kullanımı için uygun olmadığını görüyor. Toplumun ve yerel yönetimlerin bu bireylere acımak yerine, onların özgürce dolaşabileceği, kimseye muhtaç kalmadan hayatlarını idame ettirebilecekleri bir çevre oluşturması gerektiğini vurguluyor. Cizre’deki bu çağrı, aslında Türkiye genelindeki tüm engelli bireylerin ortak sesi olarak, erişilebilir bir yaşam hakkının altını çiziyor.