Adana'nın Kozan ilçesinde yer alan Güneri Mahallesi sınırları içerisindeki Deliçay Deresi, son dönemde yaşanan çevre kirliliği ile gündeme geldi. Dere yatağı ve çevresindeki geniş alan, kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından bırakılan inşaat atıkları, plastik malzemeler ve çeşitli evsel çöpler nedeniyle tanınmaz hale geldi. Bölge sakinlerinin ve narenciye üreticilerinin ifadelerine göre, özellikle gece saatlerinde bölgeye gelen kamyonet ve çeşitli araçlarla atıklar dere yatağına boşaltılıyor. Bu durum, bölgenin doğal yapısını bozarken, çevre sağlığını da ciddi boyutta tehdit ediyor.
Yıllardır süren kirlilik üreticiyi isyan ettirdi
Bölgede yaklaşık 198 dönümlük bir alanda narenciye üretimi yapan Aydın Bozdoğan, yaşanan çevre felaketinin yeni olmadığını ve yaklaşık 5-6 yıldır devam eden kronik bir sorun haline geldiğini vurguladı. Bozdoğan, Organize Sanayi Bölgesi'nden getirilen atıklar dahil olmak üzere, lastiklerden inşaat molozlarına kadar pek çok farklı çöpün gece saatlerinde buraya döküldüğünü belirtti. Kozan'ın adeta çöp döküm alanı haline getirilen bu bölgede, arazilerin tapulu olmasına rağmen önlem almanın imkansız olduğunu ifade eden üreticiler, sürekli nöbet tutma şanslarının bulunmadığını dile getiriyor.
Ateşe verilen çöpler bahçeleri tehdit ediyor
Kirliliğin en korkutucu boyutu ise atıkların zaman zaman kimliği belirsiz kişilerce yakılmasıyla ortaya çıkıyor. Dere yatağında biriken çöplerin ateşe verilmesi, bölgedeki narenciye bahçeleri için büyük bir yangın riski oluşturuyor. Çöplerin yakılmasıyla yayılan duman ve alevlerin bahçelerine zarar verdiğini belirten üreticiler, bu durumun hem ürün kalitesini düşürdüğünü hem de ciddi maddi kayıplara yol açtığını ifade ediyor. Havadan görüntülenen bölgedeki kirlilik tablosu, sorunun boyutunu gözler önüne sererken, vatandaşlar yetkililerden dere yatağının temizlenmesini ve bölgenin korunması için kalıcı önlemler alınmasını talep ediyor.
Doğal yaşam alanı çöplüğe dönüştü
Geçmişte çöp yatağı olarak kullanılan bölgenin, günümüzde de aynı kaderi paylaşması çevre bilinci açısından düşündürücü bir tablo oluşturuyor. Dere yatağının tamamen çöplerle dolması, sadece tarımsal üretimi değil, aynı zamanda bölgedeki ekosistemi de olumsuz etkiliyor. Üreticiler, tapulu arazilerinin korunması ve bu çevre kirliliğinin bir an önce son bulması için denetimlerin artırılmasını ve bölgenin temizlenerek eski doğal haline kavuşturulmasını bekliyor. Aksi takdirde, bu kirlilik döngüsünün hem tarımsal verimliliği hem de bölge halkının yaşam kalitesini daha da düşüreceği endişesi hakim.