Erzurum yollarında direksiyon sallayan 50 yaşındaki Muğdat Gültekin için hayat, otobüs koltuğu ile kümes arasındaki o ince çizgide akıp gidiyor. Uzun süren seferlerin ardından memleketine doğru yola çıktığında, Aşkale ilçesini geçtiği an zihninde tek bir düşünce beliriyor: Bir an önce kanatlı dostlarına kavuşmak. Gültekin, bu tutkusunu çocukluk yıllarında amcasının oğlunun vesilesiyle kazandığını ve o günden bu yana kuşlarına olan bağlılığının hiç azalmadığını ifade ediyor. Şimdilerde Erzurum Şebap Güvercin Birliği Başkanı olarak görev yapan Gültekin, bu sevginin tarif edilemez bir duygu olduğunu ve kendisini adeta gençleştirdiğini dile getiriyor.
Yolların yorgunluğunu kuşlarıyla atıyor
Uzun yol şoförlüğünün getirdiği zorluklar ve ailesinden uzak kalmanın verdiği hasret, Gültekin için güvercinlerine olan düşkünlüğüyle hafifliyor. Şehir dışındayken aklı sürekli kümesinde kalan şoför, kuşlarının bakımını ise büyük bir güvenle eşine emanet ediyor. Başlangıçta eşine kuşların bakımını bizzat öğreten Gültekin, zamanla eşinin bu konuda kendisinden bile daha dikkatli ve özenli hale geldiğini gururla anlatıyor. Özellikle kış aylarında anne ve baba güvercinlerin ilgilenmediği yavruları, eşinin kalorifer peteği üzerinde büyük bir şefkatle besleyip hayata tutundurduğunu belirtiyor. Bu destek olmasa uzun yola çıkmasının imkansız olacağını vurgulayan Gültekin, eşinin emeğinin kuşlarının sağlığı üzerindeki etkisinin paha biçilemez olduğunu ifade ediyor.
700 bin liralık özel bir koleksiyon
Gültekin'in gözü gibi baktığı güvercinleri, sadece manevi bir değer taşımıyor; aynı zamanda maddi olarak da oldukça kıymetli bir koleksiyonu oluşturuyor. Şebap cinsi ve kürenk rengindeki 6 adet güvercinin toplam piyasa değerinin, uçuş performanslarına ve fiziksel özelliklerine bağlı olarak 600 ile 700 bin lira arasında değiştiği belirtiliyor. Bu kuşların her biri, Gültekin için sadece birer yatırım aracı değil, aynı zamanda yılların birikimi ve emeğinin birer nişanesi olarak görülüyor. Kuşlarının uçuş kalitesini ve estetik duruşlarını korumak için büyük bir titizlikle çalışan Gültekin, bu özel türlerin bakımının ciddi bir disiplin gerektirdiğini de sözlerine ekliyor.
Sevginin en saf hali
Çocukluktan gelen bu merakın, hayatının merkezine yerleştiğini belirten Gültekin, kuşlarına olan sevgisini evlat sevgisiyle kıyaslayacak kadar ileri taşıyor. Uzun yoldan dönüşte yaşadığı o kavuşma anı, onun için tüm yorgunlukların silindiği bir terapi seansı gibi işliyor. Erzurum'un soğuk kış günlerinde bile kümesin sıcaklığını ve kuşlarının sesini düşünen Gültekin, bu tutkunun kendisine Allah tarafından verilmiş özel bir hediye olduğuna inanıyor. Herkesin bir hobisi olabileceğini ancak kendi yaşadığı bu bağın, sıradan bir kuş besleme merakından çok daha derin ve köklü bir yaşam biçimi olduğunu vurguluyor. Bugün 50 yaşında olmasına rağmen ruhunun hala 18 yaşındaki o hevesli çocuk gibi olduğunu söyleyen Gültekin, kuşlarıyla geçirdiği her dakikanın hayatına anlam kattığını belirtiyor.