Erzincan topraklarında yetişen bereketli buğdaylar, hasat mevsiminin sona ermesiyle birlikte hummalı bir hazırlık sürecine giriyor. Bölgedeki çiftçiler, kış aylarında sofralarından eksik etmeyecekleri un ve bulgurları kendi elleriyle hazırlamak için geleneksel yöntemleri titizlikle uyguluyor. Tarladan toplanan mahsuller, doğrudan tüketime hazır hale gelmeden önce doğanın sunduğu imkanlarla temizlenerek değirmenlerin yolunu tutuyor.
Doğal yöntemlerle temizlik ve kurutma
Hasat edilen buğdayların ilk durağı, bölgedeki akarsular oluyor. Çiftçiler, mahsullerini derelerde yıkayarak üzerindeki toz ve topraktan arındırıyor. Yıkama işleminin ardından güneşin altında kurumaya bırakılan buğdaylar, nemden tamamen arındırılıyor. Bu aşamadan sonra elek yardımıyla temizleme süreci başlıyor. Çiftçi Mehmet Aykut, rüzgarın gücünden faydalanarak buğdayın içindeki yabancı otların ve saman parçalarının nasıl ayıklandığını anlatıyor. Bu doğal temizlik süreci, ürünün kalitesini artırırken, geleneksel yöntemlerin modern tekniklere karşı direnişini de gözler önüne seriyor.
Tohumluktan tandır ekmeğine uzanan süreç
Temizlenen buğdaylar, kullanım amaçlarına göre ayrıştırılıyor. Bir kısmı gelecek yılın ekimi için tohumluk olarak saklanırken, büyük bir bölümü ise kışlık un ve bulgur ihtiyacını karşılamak üzere değirmene gönderiliyor. Değirmende taşlarından arındırılan ve öğütülen buğdaylar, tandır ekmeği yapımında kullanılmak üzere un haline getiriliyor. Ayrıca ihtiyaç duyulduğunda, buğdayın bir kısmı kaynatılarak bulgur elde ediliyor. Aykut, bu sürecin yaklaşık iki üç gün sürdüğünü ve her yıl aynı özenle tekrarlandığını belirtiyor.
Ekonomik ve geleneksel bir tercih
Altı kişilik bir ailenin kışlık ihtiyacını karşılamak için yaklaşık 30 teneke buğdayın yeterli olduğunu ifade eden Aykut, misafir yoğunluğuna göre bu miktarın 50 tenekeye kadar çıkabildiğini vurguluyor. Hazır un almak yerine kendi buğdaylarını öğütmeyi tercih etmelerinin temelinde hem lezzet hem de maliyet dengesi yatıyor. Tandır ekmeğinin hem daha lezzetli olması hem de daha ekonomik bir seçenek sunması, bu zahmetli süreci aileler için vazgeçilmez kılıyor. Erzincan'da sürdürülen bu gelenek, sadece bir gıda hazırlığı değil, aynı zamanda kuşaktan kuşağa aktarılan bir yaşam biçimini temsil ediyor.