Erzincan ovasında mart ayının gelişiyle birlikte toprakla buluşturulan şeker pancarı tohumları, yaklaşık 180 günlük sabırlı bir bakım ve yetişme sürecinin ardından nihayet hasat dönemine ulaştı. Tarımsal üretimin merkezlerinden biri olan bölgede, çiftçiler sabahın ilk ışıklarıyla birlikte tarlalara girerek yoğun bir çalışma temposuna başladı. Traktörlerin ve kamyonların tarlalar ile fabrika arasında mekik dokuduğu bu hareketli günlerde, toprağın bereketi Erzincan Şeker Fabrikası'na taşınarak işlenmek üzere teslim ediliyor.
Tarladan fabrikaya uzanan üretim yolculuğu
Tarladan sökülen pancarlar, fabrikaya ulaştığında titiz bir analiz sürecinden geçiriliyor. Bu aşamada ürünlerin kalitesi ve şeker oranları belirlenerek, modern tesislerde çeşitli endüstriyel işlemlerden geçiriliyor. Nihai ürün olan şeker, Türkiye'nin dört bir yanındaki tüketicilere ulaştırılmak üzere paketleniyor. Yeşilyurt köyünde hasat çalışmalarına katılan çiftçi Hüseyin Bayram, bu sürecin sadece bir tarımsal faaliyet olmadığını, aynı zamanda ülkenin şeker ihtiyacını karşılayan stratejik bir üretim zinciri olduğunu vurguluyor. Bir diğer üretici Kadir Bozkurt ise mart ayında büyük emeklerle ektikleri ürünlerin sofralara ulaşacak olmasının mutluluğunu yaşadıklarını ifade ediyor.
Üreticinin gözü kulağı açıklanacak taban fiyatında
Hasat döneminin başlamasıyla birlikte tarlalarda büyük bir hareketlilik yaşansa da, çiftçilerin yüzündeki tebessümün yerini tedirginlik almış durumda. Ziraat Odası eski Başkanı Tamer Geyik, hasadın başlamasına rağmen şeker pancarı için henüz bir taban fiyat açıklanmamış olmasının üreticiyi ciddi bir belirsizliğe sürüklediğini belirtiyor. Artan gübre, mazot ve işçilik maliyetleri karşısında çiftçinin emeğinin karşılığını alıp alamayacağı konusu, bölgedeki en önemli gündem maddesi haline gelmiş durumda. Geyik, üreticinin korunması gerektiğini belirterek, gelecek yılın planlamasını yapamayan çiftçilerin yaşadığı kararsızlığa dikkat çekiyor.
Sektörel beklentiler ve gelecek kaygısı
Tamer Geyik, sadece fiyat belirsizliğinin değil, aynı zamanda nişasta bazlı şeker üretiminin sektöre ve insan sağlığına olan etkilerinin de yakından takip edilmesi gerektiğini savunuyor. Şeker fabrikalarının ve tüketicilerin çıkarlarının dengelenmesi gerektiğini ifade eden Geyik, tarım ve hayvancılığın ülke ekonomisi için taşıdığı hayati önemin altını çiziyor. Üreticinin emeğinin karşılığını almasının, tarımsal sürdürülebilirlik için şart olduğunu belirten yetkililer, çiftçinin gelecek sezon da tarlada kalabilmesi için destekleyici politikaların bir an önce hayata geçirilmesini bekliyor. Erzincan'daki üreticiler, belirsizliklerin giderildiği ve emeğin değer bulduğu bir sezon geçirmeyi umut ediyor.