Erzincan’ın yüksek rakımlı bölgelerinde yer alan Sakaltutan, bugün Türkiye’nin su ürünleri ihracatında stratejik bir merkez haline geldi. Bölgedeki 16 farklı tesiste gerçekleştirilen üretim, sadece yerel bir faaliyet olmanın ötesine geçerek uluslararası bir ekonomik ağın temelini oluşturuyor. Yıllık 3 bin 132 ton alabalık ve 55 milyon 150 bin adet alabalık yavrusu kapasitesiyle dikkat çeken bu tesisler, Türkiye’nin su kaynaklarını verimli bir şekilde kullanarak somon yetiştiriciliğinde önemli bir başarı hikayesi yazıyor.
Almanya’dan Erzincan’a uzanan girişimcilik öyküsü
Üretim tesislerinin üçüncü kuşak temsilcisi olan Ozaner Akpolat, bu başarının köklerinin 1992 yılına, dedesinin Almanya’da gördüğü modern üretim sistemlerine dayandığını belirtiyor. Aile mirasını devralan Akpolat, Erzincan’ın zengin ve istikrarlı su kaynaklarını kullanarak sektörü bir üst seviyeye taşıdıklarını ifade ediyor. Tesislerde yürütülen çalışmalar, sadece balık yetiştirmekle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda genetik araştırmalarla balıkların dişileştirilmesi ve kısırlaştırılması gibi ileri düzey teknikler de uygulanıyor. Bu bilimsel yaklaşım, üretimin kalitesini ve verimliliğini doğrudan etkileyerek küresel standartlara ulaşılmasını sağlıyor.
Barajlardan denizlere uzanan zorlu yolculuk
Kuluçkahanelerde yumurtadan çıkan balıklar, yaklaşık 10 gram ağırlığa ulaşana kadar Erzincan’daki tesislerde özenle büyütülüyor. Bu aşamadan sonra balıklar, gelişimlerini sürdürmeleri için barajlara naklediliyor. Sürecin devamında, 250 gram ağırlığa ulaşan balıklar deniz ortamına aktarılarak burada 4 kilograma kadar yetiştiriliyor. Karadeniz’deki tesislerle entegre bir şekilde yürütülen bu sistem, balıkların ideal büyüklüğe ve kaliteye ulaşmasını sağlıyor. Akpolat, suyun oksijen seviyesi, pH değeri ve mineral yapısının yanı sıra sıcaklık istikrarının da bu süreçte kritik bir rol oynadığını vurguluyor. Erzincan’ın iç sularının sunduğu bu doğal avantajlar, üretimin başarısındaki en büyük etkenlerden biri olarak öne çıkıyor.
Küresel pazarlarda Türk somonu imzası
Üretilen balıkların yaklaşık yüzde 90’ı yurt dışına ihraç edilerek Rusya, Çin, Vietnam, Japonya, İngiltere ve Almanya gibi 18 farklı ülkenin sofralarına ulaşıyor. Bu devasa üretim zinciri, sadece balık ihracatıyla sınırlı kalmayıp yem sanayisinden lojistiğe, ekipman tedarikinden balık sağlığına kadar geniş bir sektörel hareketliliği tetikliyor. Türkiye’deki diğer üreticilere ve işleme tesislerine sağlanan yavru balık desteğiyle, Erzincan adeta sektörün ana tedarikçisi konumuna yerleşiyor. Yeni yatırımlarla kapasitesini artırmayı hedefleyen bölge, hem yerel istihdama katkı sağlıyor hem de Türkiye’nin su ürünleri ihracatındaki payını her geçen gün daha da güçlendiriyor.