Erzurum sokakları, yaklaşık üç yıldır süren ve vicdani bir sorumluluk bilinciyle gerçekleştirilen sessiz bir direnişe ev sahipliği yapıyor. İsrail'in Gazze'ye yönelik başlattığı saldırıların ardından, 18 Kasım 2023 tarihinde bir grup hekim ve sağlık çalışanı tarafından başlatılan protesto yürüyüşleri, aradan geçen 150 hafta boyunca hiçbir aksama yaşanmadan devam etti. Şehrin sert kış koşullarına, dondurucu soğuklara, şiddetli rüzgarlara ve yağmurlara rağmen Lalapaşa Camii önünde bir araya gelen katılımcılar, ellerinde taşıdıkları Filistin bayrakları ve anlamlı pankartlarla Yakutiye Medresesi'ne kadar uzanan sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdi. Bu eylem, sadece bir protesto değil, aynı zamanda bölgedeki insani krize karşı gösterilen sarsılmaz bir dayanışma örneği olarak dikkat çekiyor.
Tüketim alışkanlıklarına sert eleştiri
Yürüyüşün 150'nci haftasında grup adına bir konuşma yapan Atatürk Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 5. sınıf öğrencisi Ahmet Talha Yer, sergilenen kararlılığın altını çizdi. Yer, konuşmasında sadece meydanlarda bulunmanın yeterli olmadığını, bireysel yaşam tarzlarının da bu zulümle mücadelede önemli bir yer tuttuğunu vurguladı. Konfor alanlarından vazgeçemeyenlerin, basit bahanelerle zalimin ekonomik çarkına su taşıyan markaları tercih etmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Yer, bu konuda toplumsal bir özeleştiri çağrısında bulundu. Gazze'den Kudüs'e uzanan coğrafyada dökülen her gözyaşının şahidi olduklarını ifade eden gençler, tüketim hırsının vicdani sorumlulukların önüne geçmemesi gerektiğini savundu.
Zulüm bitene kadar meydanlardayız
Yürüyüşün başlangıç hikayesine değinen Ahmet Talha Yer, 7 Ekim sonrası süreçte doktor hocaları ve sağlık çalışanlarının bir araya gelerek bir ekip oluşturduğunu belirtti. Müslüman bir birey için sevdiği uğruna yapılan fedakarlığın sayısının bir önemi olmadığını ifade eden Yer, asıl hedeflerinin zulmün duyurulması olduğunu dile getirdi. Zalim zulmünden vazgeçene kadar mazlumun yanında olmaya devam edeceklerini belirten Yer, bu yürüyüşlerin bir an önce son bulmasını, yani zulmün durmasını temenni ettiklerini söyledi. Sağlık çalışanlarının bu uzun soluklu mücadelesi, sadece yerel değil, aynı zamanda evrensel bir adalet arayışının da yansıması olarak görülüyor.
Küresel sessizliğe karşı bir duruş
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Ceviz ise yürüyüşün temel amacının sadece muhatapları değiştirmek olmadığını, asıl hedefin kendi dirayetlerini korumak olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Ceviz, 150 haftadır süren bu eylemin, küresel sessizliğin hakim olduğu bir dünyada, bireylerin kendi insanlık değerlerini koruma çabası olduğunu vurguladı. İsrail'in Gazze'de uyguladığı politikaların tüm insanlık değerlerini ayaklar altına aldığını belirten Ceviz, bu durumun kendilerini derinden yaraladığını dile getirdi. Haftada bir gün bir araya gelerek birbirlerinden enerji aldıklarını ve bu konudaki hassasiyetlerini tazelediklerini belirten Ceviz, küresel ölçekteki sessizliğin, yaşanan zulümden daha incitici bir durum olduğunu sözlerine ekledi. Bu kararlı duruş, Erzurum'un soğuk ikliminde, insanlığın vicdanını ısıtan bir meşale gibi yanmaya devam ediyor.