Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesinde kadınların üstlendiği kritik roller, zaman zaman tozlu arşiv raflarında saklı kalan belgelerle yeniden gün ışığına çıkıyor. Erzurum'un Millî Mücadele tarihindeki cesur isimlerinden biri olan Ayşe Çavuş'un hikâyesi de, uzun yıllar sonra ortaya çıkarılan iki resmi yazışma sayesinde artık çok daha net bir şekilde biliniyor. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir tarafından titizlikle yürütülen arşiv çalışmaları, bu kahraman kadının cephedeki mücadelesini resmi kayıtlarla tescillemiş oldu.
Cephede bizzat ateş altında bir ömür
Söz konusu belgeler, Ayşe Çavuş'un sadece cephe gerisinde değil, doğrudan muharebe şartları içerisinde yer aldığını kanıtlıyor. Özellikle TBMM Reisi ve Başkomutan Paşa Hazretlerine hitaben kaleme alınan yazışmada, Ayşe Çavuş'un İstiklal Mücadelesi sırasında bilfiil ateş altında pek çok hizmette bulunduğu açıkça ifade ediliyor. Müdafaa-i Milliye Vekili imzalı bu belge, dönemin devlet makamlarının Ayşe Çavuş'un gösterdiği üstün gayreti ve cesareti nasıl takdir ettiğini gösteren en somut kanıt olma özelliğini taşıyor. Bu ifadeler, onun sadece bir destekçi değil, aynı zamanda aktif bir muharip olduğunu ortaya koyuyor.
Resmi yazışmalarla gelen taltif
Araştırmacı Taner Özdemir'in ulaştığı ilk belge ise Millî Müdafaa Vekâletine gönderilen bir yazışma olarak dikkat çekiyor. Ethem Müfrezesiyle birlikte muharebeye iştirak eden ve hizmetleri görülen bir kişiden bahsedilen bu yazıda, Eğer o Ayşe Çavuş ise, İstiklal Madalyasıyla taltifi şayan olduğu vurgulanıyor. Bu resmi yazışmalar zinciri, Ayşe Çavuş'un Millî Mücadele'deki hizmetlerinin yalnızca sözlü anlatımlarda veya yerel rivayetlerde kalmadığını, devletin en üst kademelerinde de karşılık bulduğunu gösteriyor. Arşiv belgeleri, onun mücadelesinin devlet nezdinde ne kadar kıymetli görüldüğünü kanıtlıyor.
Kırmızı şeritli madalyanın anlamı
Millî Mücadele döneminde cephede fiilen savaşanlara verilen kırmızı şeritli İstiklal Madalyası, o dönemde büyük bir onur nişanı olarak kabul ediliyordu. Ayşe Çavuş hakkında yürütülen resmi yazışmaların nihai sonucu olarak, kendisinin bu özel madalya ile taltif edildiği netleşti. Bu durum, Erzurumlu kadınların bağımsızlık yolunda üstlendikleri sorumluluğun büyüklüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Yıllar sonra gün yüzüne çıkan bu belgeler, sadece Ayşe Çavuş'un kişisel hikâyesini aydınlatmakla kalmıyor, aynı zamanda Erzurumlu kadınların Millî Mücadele'deki rollerinin yeniden araştırılması ve tarihe not düşülmesi açısından da çok önemli bir kaynak niteliği taşıyor.