Eskişehir sokakları ve parkları, alışılmışın dışında bir enerjiye ve neşeye sahne oldu. Şehrin farklı noktalarından bir araya gelen 75 anne, bebekleriyle birlikte hem spor yaptı hem de birbirlerine destek olmanın gücünü paylaştı. Kanlıkavak Parkı'nda bebek arabalarıyla gerçekleştirilen yürüyüş ve egzersizler, çevredeki vatandaşların da ilgisini çekerken, ortaya çıkan renkli görüntüler anneliğin sadece bir bakım süreci değil, aynı zamanda sosyal bir dayanışma alanı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Etkinlik, sadece fiziksel bir hareketlilik değil, aynı zamanda annelerin birbirleriyle bağ kurduğu bir topluluk buluşmasına dönüştü.
Yalnızlığa karşı bir hayalle doğan hareket
Bu anlamlı girişimin arkasında, iki çocuk annesi ve spor eğitmeni Eda Arslan'ın kişisel deneyimleri ve gözlemleri yatıyor. Kendi annelik yolculuğunda yaşadığı zorluklardan yola çıkan Arslan, annelerin doğum sonrası dönemde hissettiği kabul görmeme, arkadaş bulamama ve evden çıkamama gibi sorunlara çözüm üretmek amacıyla Anne Bebek Hareket Kulübü'nü kurdu. Annelik Yalnız Yaşanmamalı mottosuyla yola çıkan bu oluşum, kısa sürede Eskişehir genelinde 500'den fazla anneye ulaşarak büyük bir sosyal sorumluluk projesine dönüştü. Arslan, projenin temel amacının annelerin sadece fiziksel olarak hareket etmesi değil, aynı zamanda mental ve sosyal anlamda desteklenerek yalnız olmadıklarını hissetmeleri olduğunu vurguluyor. Hedefinin bu hareketi Eskişehir sınırlarının ötesine taşıyarak tüm şehirlerde annelerin sosyalleşebileceği ve eğitimler alabileceği kapsamlı bir yapı kurmak olduğunu belirten Arslan, bu konuda destek beklediklerini ifade ediyor.
Uzman desteğiyle güçlenen annelik yolculuğu
Etkinlik sadece sporla sınırlı kalmadı. Anneler, Kanlıkavak Parkı'ndaki hareketli saatlerin ardından bir kafede Çocuk Doktoru Mustafa Alper Aykanat ile bir araya geldi. Burada düzenlenen soru-cevap oturumunda, anneler bebeklerinin gelişimi ve sağlıkları hakkındaki merak ettikleri konuları doğrudan bir uzmana danışma fırsatı buldu. Bu tür etkinliklerin annelerin üzerindeki baskıyı azalttığını belirten katılımcılar, uzman görüşlerinin kendilerine büyük bir güven verdiğini dile getirdi. Yoga eğitmeni Dilara Kaya da bu yolculukta Eda Arslan'a destek vererek, annelerin yalnız hissetmemesi için pilates, yoga ve zumba gibi çeşitli egzersizlerle süreci zenginleştirdiklerini belirtti. Kaya, bir anne olmasa da bu topluluğun bir parçası olmaktan büyük mutluluk duyduğunu ve annelerin birbirine olan desteğinin her geçen gün büyüdüğünü ifade etti.
Depresyonu unutturan topluluk gücü
Projenin başarısı, doğrudan annelerin hayatlarına dokunan somut hikayelerle de kendini gösteriyor. Bir çocuk annesi olan Başak Uğur Çolak, lohusa depresyonu teşhisi aldığı zor bir dönemde kulüple tanıştığını ve bu topluluğun hayatını nasıl değiştirdiğini şu sözlerle anlatıyor: İlk etkinliğe katıldığımda yaşadığım o yalnızlık hissinin yerini büyük bir mutluluk aldı. Burada kurduğumuz bağlar sayesinde depresyonu unuttum. Çocuğum da burada diğer çocuklarla birlikte büyüyor ve sosyalleşiyor. Bu ortamda hem uzmanlara sorularımızı sorabiliyoruz hem de birbirimizin dertlerine ortak oluyoruz. Bizim için bu kulüp, sadece bir spor grubu değil, aynı zamanda iyileşme ve dayanışma merkezi haline geldi. Annelerin birbirine destek olduğu bu yapı, Eskişehir'de annelik deneyimini daha paylaşılabilir ve keyifli bir hale getiriyor.