Hatay'ın Defne ilçesinde yaşayan Nimet Atıcı, yaşamını tamamen otuz üç yaşındaki yüzde 98 engelli oğlu Cengiz'in bakımına adamış durumda. Henüz yirmi yaşındayken evliliğinin beşinci ayında eşini bir trafik kazasında kaybeden Atıcı, o günden bu yana hem annelik hem de babalık görevini tek başına üstleniyor. Cengiz'in dünyaya gelmesiyle başlayan zorlu süreçte, anne Atıcı yıllardır süren büyük bir fedakarlık örneği sergiliyor. Oğlunun kendi kendine zarar vermesini engellemek için günün her saatini onun yanında geçiren anne, dışarıya adım atamadığı bir hayatı kabullenmiş durumda.
Otuz üç yıllık kesintisiz fedakarlık
Nimet Atıcı, 1993 yılında dünyaya gelen oğlunun ağır engeli nedeniyle yaşadığı zorlukları anlatırken, hayatının merkezine sadece evladını koyduğunu vurguluyor. Cengiz'in ne yürüyebildiğini ne de konuşabildiğini belirten anne, oğlunun temel ihtiyaçlarından kişisel bakımına kadar her şeyi bizzat kendisi karşılıyor. Kendi kendine zarar verme eğilimi olan oğlunu bir an bile yalnız bırakamayan Atıcı, bu durumun getirdiği kısıtlamalara rağmen şikayet etmiyor. Devletin sağladığı engelli maaşı, bakıcı desteği ve eşinden kalan ölüm aylığı ile geçimini sağlayan anne, tüm imkanlarını oğlunun huzuru için kullanıyor.
Başka bir hayatı reddetti
Genç yaşta dul kalmasına rağmen, oğlunun üzülmemesi ve bakımının aksamaması adına yeniden evlenmeyi hiçbir zaman düşünmediğini ifade eden Nimet Atıcı, hayatını tamamen bu kutsal göreve adadığını dile getiriyor. Başkalarının yardımı olmadan, tek başına bir engelliye bakmanın fiziksel ve ruhsal ağırlığını her gün hisseden anne, oğlunu bir bakımevine verme fikrini ise kesinlikle reddediyor. Onun için oğlunun varlığı, kendi hayatının tek anlamı haline gelmiş durumda. Atıcı, oğluna olan bağlılığını şu sözlerle özetliyor: Ben ondan hiç vazgeçmem, onu kimseye vermem ve son nefesime kadar kendim bakarım.
Zorluklara karşı bitmeyen yaşam mücadelesi
Zaman zaman çok zorlandığını ve yorgun düştüğünü itiraf eden Nimet Atıcı, bazen umutsuzluğa kapılsa da oğlunun varlığının kendisine yaşama gücü verdiğini belirtiyor. Oğlunun sağlıklı olsaydı belki farklı bir hayatı olabileceğini, ancak mevcut durumda onun üzülmesini göze alamayacağını vurgulayan anne, mezardan kalksa bile yine oğluna bakacağını söyleyerek bağlılığının derinliğini ortaya koyuyor. Evin içinde geçen yıllar, yorgunluk ve maddi zorluklar, Nimet Atıcı'nın evladına olan sevgisinin yanında ikinci planda kalıyor. Üç kadının bakması gereken ağır bir engeli tek başına göğüsleyen bu fedakar anne, her gününü Cengiz'in ihtiyaçlarını gidermek ve onu sakinleştirmekle geçiriyor. Kendi gençliğini ve hayallerini bir kenara bırakan Atıcı, bugün sadece oğlunun güvenliği ve mutluluğu için yaşamaya devam ediyor.